{"slug":"edinilmis-mallara-katilma-rejiminde-tasfiye-hesabi","title":"Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Tasfiye Hesabı","yazildi":true,"tarih":"2026-10-04","ruSlug":null,"enSlug":null,"guncelleme":null,"ozet":["Tasfiyede önce her malın edinilmiş veya kişisel mal olduğu belirlenir.","Rejim boşanmada dava tarihinden geçerli olarak sona erer (TMK m.225).","Artık değer, edinilmiş mallardan borçlar düşülerek bulunur ve yarısı diğer eşe aittir.","Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada kusurlu eşin payı azaltılabilir.","Katılma alacağı tasfiyeyle muaccel olur; üçüncü kişilere dava süreleri kısadır."],"sss":[["Katılma alacağı ile değer artış payı aynı şey midir?","Hayır. Katılma alacağı artık değerin yarısına ilişkin tasfiye alacağıdır (TMK m.236); değer artış payı ise diğer eşin malına yapılan katkının doğurduğu ayrı bir alacaktır (TMK m.227)."],["Mal rejimi hangi tarihte sona erer?","Boşanma, iptal veya mal ayrılığı kararı hâlinde dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2)."],["Zarar eden eş diğerinden pay ister mi?","Artık değer hesabında değer eksilmesi dikkate alınmaz (TMK m.231); bu nedenle zarar, diğer eşin artık değerinden düşülmez."],["Yarı pay kuralı değiştirilebilir mi?","Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim oranı azaltabilir (TMK m.236/2). Ayrıca mal rejimi sözleşmesiyle farklı esas kabul edilebilir (TMK m.237-238)."],["Devredilen mallar için ne yapılabilir?","Rızasız karşılıksız kazandırmalar ve alacağı azaltma kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara eklenir (TMK m.229); üçüncü kişiye karşı dava süreleri TMK m.241'de düzenlenmiştir."]],"tablolar":null,"kaynaklar":[["Türk Medeni Kanunu (4721), m.218-241","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2019/301 K.2022/79, 08.02.2022","https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/755796200"],["Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2017/1613 K.2019/419, 09.04.2019","https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/512391700"],["Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2020/458 K.2021/889, 01.07.2021","https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/686098300"],["Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E.2014/5316 K.2014/11905, 10.06.2014","https://mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/304413200"]],"desc":"Edinilmiş mallara katılma rejiminde malların sınıflandırılması, artık değer hesabı, yarı pay kuralı, değer artış payı ve katılma alacağının ödenmesi.","category":"Boşanma & Aile","court":"Aile Mahkemesi (bulunmayan yerde Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla) görevlidir.","duration":"Anlaşmalı boşanma tek celsede sonuçlanabilirken çekişmeli davalar 8-18 ay sürebilir.","related":["bosanmada-mal-paylasimi-ve-katilma-alacagi","sadakat-yukumlulugune-aykirilik-zina-nedeniyle-bosanma","bosanmada-maddi-ve-manevi-tazminat-talebi","anlasmali-bosanma-dava-sureci-ve-protokol"],"sections":[["Tasfiyeye Girecek Malların Sınıflandırılması","Edinilmiş mallara katılma rejiminde evlilik boyunca mallar iki ayrı kümede tutulur. Kanun, rejimin hem edinilmiş malları hem de her eşin kişisel mallarını kapsadığını belirtir (TMK m.218). Edinilmiş mal, eşin rejim süresince karşılığını vererek elde ettiği değerlerdir; çalışma karşılığı edinimler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsama girer (TMK m.219).\n\nTasfiyenin ilk adımı, her malın hangi kümeye ait olduğunu belirlemektir. Hukuk Genel Kurulu, 08.02.2022 tarihli ve E.2019/301 K.2022/79 sayılı kararında, tasfiyeye konu malın hangi grupta yer aldığının belirlenmesinin zorunlu olduğunu, çünkü bu sınıflandırmanın malın tasfiyeye girip girmeyeceğini ve ne şekilde gireceğini etkilediğini vurgulamıştır. Pratikte bir taşınmazın edinilme tarihi, bedelin hangi kaynaktan ödendiği ve tapuya kimin adına yazıldığı bu aşamada tek tek incelenir.\n\nSınıflandırma kanuni ayrımı da içerir: kişisel mallar ile edinilmiş mallar, rejimin sona erdiği andaki durumlarına göre ayrılır (TMK m.228). Bir eşe toptan ödenen sosyal güvenlik veya sosyal yardım ödemeleri ile iş gücü kaybı tazminatı için ise kanun özel bir hesap yöntemi öngörür; ilgili miktar tasfiyede kişisel mal olarak hesaba katılır.\n\nİspat kuralı da burada belirleyicidir. Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu ileri süren bunu ispatlamak zorundadır; kime ait olduğu ispatlanamayan mallar paylı mülkiyette sayılır; bir eşin bütün malları ise aksi ispatlanıncaya kadar edinilmiş mal kabul edilir (TMK m.222). Bu üçlü kural, kişisel mal iddiasını ileri süren eşin belge ve delil hazırlığını önemli kılar."],["Rejimin Sona Ermesi, Geri Alma ve Denkleştirme","Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilmesi hâlinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2). Eşlerden birinin ölümü veya başka bir rejimin kabulü de rejimi sona erdirir. Dava tarihinin önemi şudur: sona erme anından sonra edinilen mallar artık tasfiye hesabına girmez, bu andan önce edinilenler ise girer.\n\nTasfiyede her eş, diğerinde bulunan kendi mallarını geri alır; paylı mülkiyete konu mal varsa bir eş, daha üstün yararı olduğunu ispatlayıp diğerinin payını ödemek suretiyle malın bölünmeden kendisine verilmesini isteyebilir. Eşler karşılıklı borçlarını kendi aralarında da düzenleyebilir (TMK m.226).\n\nİki kümeden biri diğerinin borcunu ödemişse denkleştirme gündeme gelir. Kişisel mallara ilişkin borç edinilmiş mallardan ya da edinilmiş mallara ilişkin borç kişisel mallardan ödenmişse tasfiyede denkleştirme istenebilir; hangi kümeye ait olduğu anlaşılamayan borç edinilmiş mallara ilişkin sayılır. Bir kümeden diğerindeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı yapılmışsa denkleştirme katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine göre yürütülür (TMK m.230).\n\nBir diğer düzeltme mekanizması eklemedir. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan, olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile rejim süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir (TMK m.229). Bu kararın üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için davanın o kişiye ihbar edilmiş olması gerekir. Eklenecek değer, malın devredildiği tarihe göre hesaplanır (TMK m.235/2)."],["Artık Değerin Hesabı ve Yarı Pay","Katılma alacağının temelinde artık değer yatar. Artık değer, eklenen ve denkleştirilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır; değer eksilmesi dikkate alınmaz (TMK m.231). Yani zarar eden bir edinilmiş mal kümesi, diğer eşin artık değerinden indirilmez; en kötü ihtimalle artık değer sıfır olur.\n\nDeğerleme bakımından kural, malların sürüm değerinin esas alınmasıdır (TMK m.232). Rejimin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar ise tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılır (TMK m.235/1). Burada iki ayrı tarih karşımıza çıkar: sona erme anı hangi malların hesaba gireceğini, tasfiye anı ise bu malların hangi değerle hesaplanacağını gösterir. Uygulamada bu fark, özellikle enflasyonist dönemde taşınmaz ve araç değerlerinde ciddi sonuç doğurur ve bilirkişi incelemesinin ana konusu olur.\n\nKanuni oran yarıdır: her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olur ve karşılıklı alacaklar takas edilir (TMK m.236/1). Örneğin bir eşin artık değeri 2.000.000 TL, diğerinin 600.000 TL ise, ilk eşin diğerine ödeyeceği tutar takas sonrası 700.000 TL olarak hesaplanır (1.000.000 TL eksi 300.000 TL). Bu rakamlar yalnızca mantığı göstermek içindir.\n\nHukuk Genel Kurulu, 09.04.2019 tarihli ve E.2017/1613 K.2019/419 sayılı kararında, tasfiye sırasında iki ayrı alacak talebiyle karşılaşılabileceğini, bunların katılma alacağı ve değer artış payı alacağı olduğunu ve katılma alacağında edinilmiş malların toplam değeri üzerinden hesap yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu ayrım dava dilekçesinin kurgusu bakımından önemlidir.\n\nHesapta sıra şöyle izlenir: önce her eşin edinilmiş mallarının dökümü çıkarılır, ardından bu mallara ilişkin borçlar düşülür, eklenecek değerler ve denkleştirme tutarları işlenir, sonunda her eşin artık değeri ayrı ayrı bulunur. Kişisel malların kendisi hesaba girmez; ancak kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayıldığından bu gelirler hesaba girer. Bu nedenle bir eşin miras yoluyla kazandığı taşınmaz tasfiye dışında kalırken, o taşınmazın kira geliri dikkate alınır. Bu ayrım, kişisel mal iddiasının neden belgelendirilmesi gerektiğini de gösterir."],["Değer Artış Payı ve Kusur Nedeniyle Pay İndirimi","Bir eş, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuşsa, tasfiyede bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı kazanır. Alacak malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim alacağı hakkaniyete uygun belirler. Eşler yazılı anlaşmayla bu paydan vazgeçebilir veya oranı değiştirebilir (TMK m.227).\n\nYarı pay kuralının bir istisnası vardır. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltabilir veya tamamen kaldırabilir (TMK m.236/2). Kanun metni yalnızca bu iki boşanma sebebini saydığından, indirim imkânı bunlarla bağlantılı olarak değerlendirilir. Mevcut sitemizdeki ilgili yazıda zina boşanması ayrıca ele alınmıştır.\n\nEşler mal rejimi sözleşmesiyle artık değere katılmada başka bir esas kabul edebilir; ancak bu tür anlaşmalar eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez (TMK m.237). Boşanma, iptal veya mal ayrılığı kararı hâlinde yasal oranlardan farklı anlaşmalar ancak sözleşmede bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir (TMK m.238)."],["Ödeme, Faiz ve Üçüncü Kişilere Karşı Dava","Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Ayni ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir (TMK m.239/1). Derhal ödeme borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa ödemenin uygun bir süre ertelenmesi istenebilir; aksi yönde anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak faiz yürütülür ve gerekirse güvence istenebilir.\n\nYargıtay 8. Hukuk Dairesi, 10.06.2014 tarihli ve E.2014/5316 K.2014/11905 sayılı kararında, katılma alacağının tasfiye ile birlikte muaccel olduğunu, bu nedenle derhal ifasının gerektiğini belirtmiştir. Faiz başlangıcı bakımından kararın ve somut dosyanın ayrıntıları dilekçe aşamasında dikkatle incelenmelidir.\n\nBorçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, alacaklı eş edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları, bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Bu dava hakkı, alacaklı eşin haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer (TMK m.241). Süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan gecikmeden hareket etmek gerekir.\n\nÖlüm hâlinde sağ kalan eş, eski yaşantısını sürdürebilmek için ölen eşe ait aile konutu üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek üzere intifa veya oturma hakkı, ev eşyası üzerinde ise mülkiyet hakkı isteyebilir (TMK m.240). Bu hükümler öncelikle ölüm yoluyla sona erme için düzenlenmiştir."],["Uygulamada Dava Hazırlığı","Tasfiye davasında en yaygın hata, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı taleplerinin birbirine karıştırılmasıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 01.07.2021 tarihli ve E.2020/458 K.2021/889 sayılı kararı, edinilmiş mal tanımı ve rejimin kapsamı bakımından bu ayrımı yeniden ele alan örneklerden biridir. Dava dilekçesinde taleplerin hukuki dayanağını ayrı ayrı göstermek, hangi malın hangi gruba girdiğini somut olarak ileri sürmek ve ihtiyati tedbir ile devir kısıtlamalarını zamanında değerlendirmek gerekir.\n\nHazırlık için tapu kayıtları, araç kayıtları, banka ve SGK dökümleri, ödemelerin kaynağını gösteren belgeler ile dava tarihine kadar yapılan devirlerin kayıtları toplanmalıdır. Bunlar hem sınıflandırmada hem de eklenecek değerlerin tespitinde kullanılır.\n\nBu yazı genel bilgi niteliğindedir; hesaplama ve talep kurgusu her dosyaya göre değiştiğinden somut olayda avukata danışılmalıdır.\n\nTasfiye davasında bilirkişi incelemesi çoğu zaman sonucu belirler. Bilirkişiden istenecek hesabın kanundaki sırayı izlemesi, yani önce sınıflandırma, sonra borçların düşülmesi, eklenecek değerler, denkleştirme ve en sonda yarı pay uygulaması önem taşır. Rapora itirazlar da bu sıraya göre somutlaştırılmalıdır; yalnızca bedeli yüksek bulmak yerine, hangi malın hangi gruba alındığı ve hangi değerleme tarihinin kullanıldığı üzerinden eleştiri yöneltmek daha yerindedir.\n\nMal rejiminin tasfiyesi boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi ayrı bir dava olarak da gündeme gelebilir; her iki hâlde de rejimin sona erme tarihi dava tarihidir. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin hüküm varsa, bu hükmün kapsamı ve geçerliliği ayrıca incelenmelidir; protokolün ifadesi tasfiye talebinin sonraki akıbetini belirler.\n\nSon olarak, tarafların yalnızca kendi beyanlarına dayanması yeterli olmaz. Banka hareketleri, tapu devir bedelleri, kredi kullanım ve kapama kayıtları, SGK hizmet dökümü ve araç satış belgeleri, hem malın hangi kümeye ait olduğunu hem de borç ve katkının kaynağını ortaya koyar. Bu kayıtların dava öncesinde toplanması süreci kısaltır ve talebi somutlaştırır."]]}