{"slug":"sirket-ortaklarinin-kamu-borcundan-sorumlulugu","title":"Şirket Ortaklarının Kamu Borcundan Sorumluluğu","yazildi":true,"tarih":null,"ruSlug":null,"enSlug":null,"guncelleme":null,"ozet":["Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu borçlarından 6183 sayılı Kanun m. 35 uyarınca sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya ve kusursuz olarak sorumludur.","Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına göre, şirketten tahsil edilemeyen vergi borçlarının takibinde kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması aranmaz.","Ortağın takibine geçilebilmesi için vergi borcunun şirket adına usulüne uygun tahakkuk etmesi, vadesinde ödenmemesi ve şirketten tahsil imkanının bulunmadığının somut mal varlığı araştırmasıyla ortaya konulması gerekir.","Sermaye payını devreden ve devralan kişiler, devir öncesine ait kamu borçlarından ve ortaklık dönemine denk gelen vergiyi doğuran olaylardan müteselsilen sorumlu tutulur.","Ortak adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava açma süresi, tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür ve dava vergi mahkemesinde açılır.","Kamu alacaklarında tahsil zamanaşımı süresi, vadenin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşından itibaren beş yıldır."],"sss":[["Limited şirket ortağı şirketin vergi borcunun ne kadarından sorumludur?","6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen kamu borçlarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludur. Ortağın sorumluluğu kusursuz sorumluluk niteliğinde olup borcun tamamını değil, yalnızca sahip olduğu pay oranındaki kısmını kapsar."],["Vergi dairesi ortağa gitmeden önce müdüre başvurmak zorunda mıdır?","Hayır, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 2018/1 sayılı kararına göre limited şirketten tahsil edilemeyen amme alacaklarının takibinde kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmamaktadır. Ancak idarenin ortağı takip edebilmesi için şirket adına usulüne uygun tahakkuk yapması ve alacağın şirketten tahsil edilemediğini banka sorgusu dışındaki mal varlığı araştırmalarıyla da somutlaştırması gerekir."],["Limited şirket hissesini devreden eski ortak geçmiş vergi borçlarından sorumlu olur mu?","Evet, 6183 sayılı Kanun m. 35/2 uyarınca payı devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumludur. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararlarına göre ortak, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemde gerçekleşen vergiyi doğuran olaylara ilişkin borçlardan hisse devrinden sonra da sorumlu kalmaya devam eder. Devirden sonraki dönemlere ait borçlar ise eski ortağı bağlamaz."],["Şirket ortakları adına gelen ödeme emrine karşı kaç gün içinde dava açılmalıdır?","Ortak adına tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma süresi 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür. Bu süre içinde vergi mahkemesinde dava açılarak ortaklık sıfatının bulunmadığı, hisse oranının aşıldığı veya şirketin mal varlığı araştırmasının yetersiz kaldığı ileri sürülebilir."],["Ortak adına düzenlenen ödeme emrine karşı hangi mahkemede dava açılır?","2576 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca kamu borcuna ilişkin ödeme emirlerine karşı vergi mahkemesinde dava açılır. İYUK m. 37 gereğince yetkili mahkeme, ödeme emrini düzenleyen vergi dairesinin veya tahsil dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir."],["Şirket kamu borçlarında tahsil zamanaşımı süresi ne kadardır?","6183 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca kamu alacaklarında tahsil zamanaşımı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşından itibaren beş yıldır. Asıl borçlu şirket nezdindeki takip işlemlerinin ardından bu beş yıllık süre içinde ortak adına geçerli bir takibe geçilmemişse ve zamanaşımını kesen yasal bir sebep yoksa borç zamanaşımına uğrar."]],"tablolar":null,"kaynaklar":[["6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6183&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=3"],["213 sayılı Vergi Usul Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=213&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=4"],["2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2576&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2577&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["2575 sayılı Danıştay Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2575&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"]],"desc":"Limited şirket ortağının hisse oranıyla sınırlı kusursuz sorumluluğu, kanuni temsilciyle sıralama sorunu, hisse devri, yetkili mahkeme ve zamanaşımı.","category":"Vergi Hukuku","court":"Vergi Mahkemeleri (idari vergi uyuşmazlıkları) ve sahte fatura suçlarında Asliye Ceza Mahkemeleri görevlidir.","duration":"Vergi/ceza ihbarnamesine karşı 30 gün içinde dava açılmalıdır; uzlaşma başvurusu tarhiyat sonrası 30 gün, tarhiyat öncesi inceleme bitmeden yapılır.","related":["vergi-zamanasimi-sureleri-ve-tahakkuk-zamanasimi","vergi-hukukunda-pismanlik-ve-islah"],"sections":[["Limited Şirket Ortağının Hisse Oranıyla Sınırlı Kusursuz Sorumluluğu","6183 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olur ve bu Kanun hükümlerine göre takibe tabi tutulur.  Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 09/04/2025 tarihli ve E.2024/314, K.2025/281 sayılı kararında bu sorumluluğun niteliği açıklanmıştır. Karara göre ortağın sorumluluğu tali, yani ikinci derecede bir sorumluluktur; hisse oranıyla sınırlıdır ve kusursuz sorumluluk niteliği taşır. Ortak, vergi ödevlerini yerine getirmediği için değil, salt paydaş olduğu için sorumludur. Kanuni temsilcinin sorumluluğu ise VUK m. 10 ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesine dayanır, ödevlerin yerine getirilmemesine bağlıdır, borcun tamamını kapsar ve rücu hakkı tanınmıştır."],["Kanuni Temsilci ile Ortak Arasında Sıralama Var mı","Uzun süre tartışılan soru, ortağa gidilmeden önce kanuni temsilcinin takibinin tamamlanmasının gerekip gerekmediğidir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 11/12/2018 tarihli ve E.2013/1, K.2018/1 sayılı kararıyla bu tartışma sonlandırılmıştır. Anılan kararda, limited şirketten tahsil edilemeyen vergi borcunun takibinde kanuni temsilci ile ortak arasında öncelik sıralaması bulunmadığı belirtilmiştir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca içtihadı birleştirme kararlarına Danıştay daireleri, idari mahkemeler ve idare uymak zorundadır.  Bu, ortağın her koşulda takip edilebileceği anlamına gelmez. Anılan VDDK kararında ortak takibi için borcun şirket nezdinde usulüne uygun tahakkuku, vadesinde ödenmemesi ve alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut biçimde ortaya konulması aranmış; bankalar dışında mal varlığı araştırması yapıldığı gösterilemediği için ortağın takibini hukuka aykırı bulan hüküm fıkrası onanmıştır."],["Hisse Devri, Devir Öncesi Borçlar ve Sorumluluğun Zaman Sınırı","6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre ortağın sermaye payını devretmesi hâlinde payı devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumludur. Üçüncü fıkraya göre amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı kişiler olması hâlinde bu kişiler yine müteselsilen sorumlu tutulur.  Kilit kavram olan \"amme alacağının doğduğu zaman\" ifadesi, anılan VDDK kararında vergiyi doğuran olay şeklinde yorumlanmıştır. Bu nedenle hisselerini devretmiş olan ortak, ortaklık sıfatının sürdüğü döneme ilişkin vergiyi doğuran olaylardan kaynaklanan borçlardan sorumlu olmaya devam eder; tahakkuk ve vade tarihlerinde artık ortak olmaması bu sorumluluğu kaldırmaz. Kurul aksi yöndeki ısrar kararını bozmuştur; devir tarihinden sonraki vergiyi doğuran olaylar ise devreden ortağı bağlamaz."],["Ortak Adına Ödeme Emrine Karşı Hangi Mahkemede Dava Açılır","Ortak veya kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılacak dava, 2576 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca vergi mahkemesinde görülür; yetkili mahkeme İYUK m. 37'ye göre ödeme emrini düzenleyen dairenin bulunduğu yerdedir. Şirket merkezi veya ortağın ikametgâhı yetkiyi belirlemez.  Şirketin ticaret sicilinden silinmiş olması ayrı bir tartışma doğurur. Danıştay 9. Dairesi'nin 01/12/2021 tarihli ve E.2018/8390, K.2021/5892 sayılı kararında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen limited şirketin silinme tarihinden önceki kamu borçlarından yalnızca ortakların sorumlu olacağı gerekçesiyle kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden karar onanmıştır.  Tasfiye edilerek tüzel kişiliği sicilden silinen mükellefler bakımından ise VUK m. 10'a 2018'de eklenen fıkra uygulanır: tarhiyat ve ceza kesme işlemi tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için tasfiye memurlarından biri adına yapılır."],["On Beş Günlük Süre ve Beş Yıllık Tahsil Zamanaşımı","Ortak adına düzenlenen ödeme emrine karşı dava açma süresi, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren on beş gündür. Ortaklık sıfatının bulunmadığı veya sorumluluğun hisse oranını aştığı iddiaları \"borcum yoktur\" kapsamındadır.  Tahsil zamanaşımı ortak bakımından ayrıca hesaplanmalıdır. 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesine göre süre, vadenin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşından itibaren beş yıldır. Anılan VDDK kararında, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete son tebliğ tarihi esas alınarak bunu takip eden yılbaşından işleyen beş yıllık süre içinde ortak adına takibe geçilmediği ve zamanaşımını kesen başka bir sebep bulunmadığı belirlenerek alacakların zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmıştır.  Kanun'un 103. maddesindeki kesme sebeplerinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği de denetlenmelidir."],["Ortağa Ödeme Emri Geldiğinde Kontrol Edilecek Noktalar","Kontrol listesi dörtlüdür. Birincisi, ortaklık sıfatının hangi tarihler arasında sürdüğü ticaret sicil gazeteleri ve pay devir sözleşmeleriyle ortaya konulur; ödeme emri içeriğindeki her kalem, vergiyi doğuran olayın tarihi esas alınarak bu dönemle karşılaştırılır.  İkincisi, ödeme emri tutarının hisse oranıyla sınırlı olup olmadığı hesaplanır. Üçüncüsü, asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun takip yapılıp yapılmadığı ve mal varlığı araştırmasının banka sorgusuyla sınırlı kalıp kalmadığı ara kararla sorulur. Dördüncüsü, tahsil zamanaşımı hesaplanır ve idarenin gösterdiği kesme sebepleri denetlenir.  Bu başlıkların tamamı on beş günlük süre içinde verilecek tek dilekçede terditli olarak ileri sürülmeli, ayrıca yürütmenin durdurulması istenmelidir."]]}