{"slug":"yoksulluk-ve-istirak-nafakasi-artirim-davasi","title":"Nafaka Artırım Davası ve Değişen Koşullar","yazildi":true,"tarih":null,"ruSlug":null,"enSlug":null,"guncelleme":null,"ozet":["Nafaka artırım davası, tarafların ekonomik durumlarının değişmesi veya çocuğun ihtiyaçlarının artması hâlinde TMK m. 176 uyarınca aile mahkemesinde açılır.","Boşanma protokolünde veya ilamında TÜFE oranında artış öngörülmüş olsa dahi olağanüstü koşul değişikliklerinde yeniden nafaka artırım davası açılabilir.","TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka artırım davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.","Artırılan nafaka miktarı kural olarak geçmişe dönük talep edilemez ve aksine hüküm kurulmadıkça dava tarihinden itibaren geçerli olur.","Nafaka artırım davası açmak için herhangi bir hak düşürücü süre bulunmayıp koşulların değiştiği her an dava açılabilir.","Mahkeme ilamıyla hüküm altına alınmış nafaka alacaklarında Yargıtay 8. Hukuk Dairesi TBK m. 156/2 uyarınca on yıllık zamanaşımını esas alır; ilama bağlanmamış dönemsel edimlerde ise TBK m. 147/1 gereği beş yıl uygulanır."],"sss":[["Nafaka artırım davası açmak için boşanmanın üzerinden belirli bir süre geçmesi gerekir mi?","Nafaka artırım davası açabilmek için kanunen belirli bir sürenin geçmesi şartı aranmaz. Nafaka alacaklısının veya müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artması ya da borçlunun gelir düzeyinin yükselmesi gibi koşulların değiştiği her zaman dava açılabilir."],["İlamda TÜFE oranında artış maddesi varken nafaka artırım davası açılabilir mi?","Önceki boşanma kararında nafakanın her yıl tüketici fiyat endeksine göre artırılacağı hükme bağlanmış olsa bile bu durum kesin hüküm oluşturmaz. Yargıtay içtihatlarına göre endeksli artışın yetersiz kaldığı ve koşulların değiştiği durumlarda mahkemeden daha yüksek artış talep edilebilir."],["Nafaka artırım davası hangi mahkemede açılır?","Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davalarında aile mahkemesi görevlidir. Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca boşanmadan sonra açılacak bu davalarda nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir."],["Artırılan nafaka geriye dönük olarak tahsil edilebilir mi?","Nafaka artırım kararları kural olarak geçmişe etkili doğmaz. Mahkemenin hükmettiği yeni artış miktarı, aksi belirtilmedikçe artırım davasının açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar."],["Çocuk reşit olduğunda iştirak nafakası devam eder mi?","Çocuğun on sekiz yaşını doldurmasıyla velayet sona ereceğinden iştirak nafakası kendiliğinden düşer. Çocuğun eğitimi devam ediyorsa bizzat kendisinin Türk Medeni Kanunu'nun 328. maddesi uyarınca yardım nafakası davası açması gerekir."],["Birikmiş nafaka borçlarında zamanaşımı süresi kaç yıldır?","Mahkeme ilamına bağlanmış nafaka alacaklarında Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, Türk Borçlar Kanunu'nun 156. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca on yıllık zamanaşımını esas alır; takip tarihinden geriye doğru on yıldan önce işlemiş nafaka alacağı zamanaşımına uğrar. İlama bağlanmamış dönemsel edimlerde ise m.147/1 gereği beş yıllık süre uygulanır. Zamanaşımı defi borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz."],["Yoksulluk nafakası artık süresiz olmayacak mı?","Anayasa Mahkemesi TMK m. 175'teki \"süresiz olarak\" ibaresini iptal etti (E.2025/156, K.2026/131; RG 30.09.2026, sayı 33386). Mevzuat notuna göre iptal 30.06.2027'de yürürlüğe girecek. Kanun koyucunun yapacağı yeni düzenlemenin içeriği henüz doğrulanamadı; o tarihe kadar mevcut metin uygulanır."],["Nafaka alacaklısı birlikte yaşamaya başlarsa nafaka kalkar mı?","TMK m. 176/3 uyarınca alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde irat biçimindeki nafaka mahkeme kararıyla kaldırılır. Bu hâllerin ispatı nafaka yükümlüsüne düşer."],["Nafaka miktarı gelecek yıllar için karara bağlanabilir mi?","Evet. TMK m. 176/5 uyarınca hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir."]],"tablolar":null,"kaynaklar":[["4721 sayılı Türk Medeni Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=4721&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu","https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6100&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5"],["Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, 04.06.2026 (RG 30.09.2026, sayı 33386)","https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/kbb/pages/search/NormDenetimi?id=a2JiOjY1YTBkZDRlLTgzMzYtMDMyZi03MmVkLTA1MGVlY2FlNjc4Mg&type=NormDenetimi"],["4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (güncel metin)","https://mevzuat.adalet.gov.tr/mevzuat/103249"],["7589 sayılı Kanun, Resmî Gazete 31.07.2026, sayı 33326","https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-1.htm"]],"desc":"Yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması: değişen koşulların ortaya konulması, endeksli artış hükümlerinin etkisi ve yetkili mahkeme.","category":"Boşanma & Aile","court":"Aile Mahkemesi (bulunmayan yerde Asliye Hukuk Mahkemesi Aile Mahkemesi sıfatıyla) görevlidir.","duration":"Anlaşmalı boşanma tek celsede sonuçlanabilirken çekişmeli davalar 8-18 ay sürebilir.","related":["bosanmada-maddi-ve-manevi-tazminat-talebi","bosanmada-cocugun-velayeti-ve-ustun-yarari","anlasmali-bosanma-dava-sureci-ve-protokol","nafaka-odenmemesi-tazyik-hapsi","kira-tespit-davasi-5-yil-kurali"],"sections":[["Nafaka Türleri ve Dayanakları","Aile hukukunda birden çok nafaka türü vardır ve her biri farklı hükme dayanır. Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, dava süresince gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır; bu kapsamda hükmedilen tedbir nafakası yargılama boyunca geçerlidir (TMK m.169). Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK m.175). Çocuk için ödenen iştirak nafakası ise çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğünden doğar. Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebileceğini öngörür."],["Artırım Talebinin Değerlendirilmesi","Artırım davası açabilmek için önceki karardan bu yana belirli bir sürenin geçmiş olması kanunen aranmaz; belirleyici olan koşullardaki değişikliktir. Mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile borçlunun ödeme gücünü birlikte değerlendirir. Bu değerlendirme için tarafların gelir belgeleri, sosyal güvenlik kayıtları, tapu ve araç kayıtları celbedilir; gerektiğinde ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırılır. İştirak nafakasında çocuğun yaşının ilerlemesi, eğitim kademesinin değişmesi ve sağlık giderleri öne çıkar. Yoksulluk nafakasında ise alacaklının yoksulluk hâlinin sürüp sürmediği incelenir. Nafaka kural olarak geçmişe dönük istenemez; artırım kararı, aksi belirtilmedikçe dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Talep edilen miktarın baştan doğru belirlenmesi harç bakımından da önem taşır; eksik gösterilen miktar yargılama sırasında ıslah yoluyla artırılabilir."],["Endeksli Artış Kesin Hüküm Oluşturur mu","Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09.09.2008 tarihli, 2008/9857 E., 2008/13986 K. sayılı kararına konu olayda, boşanma ilamıyla hükmedilen nafakaların gelecek yıllarda tüketici fiyat endeksi oranında artırılmasına karar verilmiş; alacaklı bu artışın yetersiz kaldığını ileri sürerek miktarın yükseltilmesini istemiş, yerel mahkeme kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire, gelecek yıllardaki artışa ilişkin hükümlerin, ekonomik yönden güçsüz nafaka alacaklılarını her yıl dava açmaktan kurtarmak amacıyla getirildiğini; bu hükümlerin sonraki davalarda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini ve şartların değişmesi hâlinde nafakanın her zaman artırılabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte somut olayda uyarlamayı gerektirir olağanüstü bir değişiklik bulunmadığı sonucuna varılarak ret kararı onanmıştır."],["Nafaka Davalarında Görev ve Yetki","Nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması istemleri aile mahkemesinde görülür; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar. Yetki bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi özel bir kural getirmiştir: boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Buna göre Antalya'da yaşayan bir nafaka alacaklısı, borçlu başka bir ilde otursa dahi davasını Antalya aile mahkemesinde açabilir. İştirak nafakasında dava, velayet kendisine bırakılan ebeveyn tarafından çocuğu temsilen açılır; ergin olan çocuk eğitimi devam ediyorsa yardım nafakası istemini kendi adına ileri sürer. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Nafakanın azaltılması veya kaldırılması istemleri de aynı mahkemede görülür; bu davalarda yetki kuralı davanın açan tarafa göre yeniden değerlendirilir."],["Süreler ve Zamanaşımı","Nafaka artırım davası için kanunda bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir; koşullar değiştiği sürece dava her zaman açılabilir. Buna karşılık işlemiş nafaka alacakları bakımından durum farklıdır: ilama bağlanmış nafaka alacaklarında Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TBK m.156/2 uyarınca on yıllık zamanaşımını esas alır (takip tarihinden geriye doğru on yıldan önce işleyen alacaklar zamanaşımına uğrar); ilama bağlanmamış dönemsel edimlerde ise TBK m.147/1 kapsamında beş yıllık süre uygulanır. Zamanaşımı, borçlu tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz. Bu nedenle uzun süre tahsil edilmeyen nafaka alacaklarında takibin zamanında başlatılması önem taşır. Verilen karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvuru süreleri iki haftadır; ayrıca dava değerine göre kanun yolu sınırları uygulandığından, kararın hangi denetime tabi olduğu her dosyada ayrıca değerlendirilir."],["Talebi Hazırlarken","Nafaka artırım davalarında sonucu belirleyen, artışın gerekçesinin somut belgelerle ortaya konulup konulamadığıdır. Yalnızca genel ekonomik koşullara işaret eden bir talep ile tarafların gelir ve gider tablosundaki değişikliği gösteren bir talep aynı ağırlıkta değerlendirilmez. Kararın hangi tarihten itibaren uygulanacağı ve önceki ilamdaki endeksli artış hükmünün akıbeti de talep sonucunda açıkça belirtilmelidir. Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve somut bir dosyaya ilişkin görüş yerine geçmez. MOD HUKUK, Antalya'da aile hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir."],["Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli yoksulluk nafakası kararı","Anayasa Mahkemesi, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itirazı üzerine 04.06.2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla Türk Medeni Kanunu m. 175'in birinci fıkrasındaki \"süresiz olarak\" ibaresini Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Karar 30.09.2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Madde metninin altındaki Adalet Bakanlığı mevzuat notuna göre iptal kararı yayımından dokuz ay sonra, yani 30.06.2027'de yürürlüğe girecektir.\n\nMahkeme gerekçesinde, yoksulluk nafakasının hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak süresiz öngörülmesinin, kusurlu olması dahi gerekmeyen nafaka yükümlüsü bakımından ağır bir külfet doğurduğunu belirtmiştir. Gerekçeye göre yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilir; bazı durumlarda ise koşulların varlığı hâlinde süre uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesi de dengenin bir parçasıdır. Hâkime evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi unsurları dikkate alarak süreyi belirleme yetkisi tanınması ve süresiz nafakayı gerektiren hâllere ilişkin ölçütlerin kanunda açıkça yer alması gerektiği vurgulanmıştır.\n\nKararın uygulamada ne anlama geleceği, kanun koyucunun 30.06.2027'ye kadar yapacağı düzenlemeye bağlıdır. Bu metnin yazıldığı tarihte (26.10.2026) böyle bir düzenleme yapılmış mıdır, doğrulanamadı. Yürürlük tarihine kadar mevcut madde metni uygulanır; bu nedenle şu an açılan ve görülen davalar için kesin bir sonuç öngörülemez."],["Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması: TMK m. 176","İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde artırılabilir ya da azaltılabilir (TMK m. 176/4). Yani aynı hüküm yoksulluk nafakasının hem artırılması hem azaltılması davasının dayanağıdır. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde irat biçimindeki nafaka kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır (m. 176/3). Bu hâller ispat gerektiren iddialar olduğundan, nafaka yükümlüsü kaldırma davası açmadan önce delillerini toplamalıdır.\n\nHâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir (m. 176/5). Boşanma kararında böyle bir hüküm bulunuyorsa, artırım davasında önce bu hükmün yeterli olup olmadığı tartışılır. Önceki yıllardaki endeksli artış hükmünün yetersiz kalması durumunda koşulların değiştiği ileri sürülür.\n\nBoşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (m. 177). Bu kural dava açarken yanlış mahkemeyi seçme riskini azaltır. Alacaklı taraf nafaka yükümlüsünün yerleşim yerine dava açarsa yetki itirazı gündeme gelebilir."],["Çocuk için nafaka, kişisel ilişki ve usul değişiklikleri","Ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder; çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür (TMK m. 328). Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (m. 182/3). Bu giderler irat biçiminde ödenmesine karar verilmişse, hâkim istem hâlinde gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.\n\nMahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken ana ve babanın haklarını ve çocukla olan kişisel ilişkilerini düzenler. 7343 sayılı Kanunla eklenen ikinci fıkra uyarınca mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (m. 182/2). Nafaka ödeyen ebeveynin kişisel ilişki hakkını da düzenli kullanması bu nedenle önem taşır.\n\nDava usulünde 7589 sayılı Kanunla HMK m. 147'ye eklenen hüküm duruşmalar arasındaki süreyi üç aya sınırlamıştır; aile mahkemelerindeki nafaka davaları da bu kurala tabidir. Kısmi dava yoluyla açılan nafaka alacağı davalarında, HMK m. 109/4 uyarınca alacak tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir. Yoksulluk nafakasının kendisi dönemsel bir edim olduğu için artırım talebi, dava tarihinden sonraki dönem için ileri sürülür."]]}