Yönetmelik neden yargı denetimine konu oluyor?

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un ayrıntıları, Kanun'un 8. maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan Uygulama Yönetmeliği'nde düzenlenir. Hisse satışının usulü, tebligat, değer tespiti, açık artırma ve katılım şartları da bu Yönetmelik'in 15 ve 15/A maddelerinde yer alır. Yani karara katılmayan bir malikin payının nasıl ve hangi güvencelerle satılacağı, önemli ölçüde kanun düzeyinde değil yönetmelik düzeyinde belirlenmiştir.

Bu durum iki hukuki soruyu gündeme getirir. Birincisi, mülkiyet hakkı gibi temel bir hakkı etkileyen düzenlemenin yönetmelikle yapılıp yapılamayacağıdır; Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkının ancak kanunla sınırlanabileceğini söyler. İkincisi, yönetmelikteki kuralın Kanun'a ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığıdır. Yönetmelikler düzenleyici işlem olduğundan bunlara karşı doğrudan Danıştay'da iptal davası açılabilir. Aşağıda bu davalarda ortaya çıkan tablo genel bilgi olarak özetlenmiştir.

Yönetmelik denetiminde mahkemelerin kullandığı ölçütleri genel olarak şöyle sıralayabiliriz. İlk soru, düzenlemenin kanuna dayanıp dayanmadığıdır; yönetmelik, kanunda bulunmayan yeni bir yükümlülük ya da hak getiremez. İkinci soru, temel hakka getirilen sınırlamanın kanunla yapılıp yapılmadığıdır; mülkiyet, kişi hürriyeti gibi alanlarda yönetmeliğin yeri dardır. Üçüncü soru, kuralın kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olup olmadığıdır. Dördüncü soru ise, kuralın amacına ulaşmak için gerekli ve ölçülü olup olmadığıdır. Kentsel dönüşümdeki ret kararlarının gerekçelerinde ağırlık ilk ve üçüncü soruda iken, karşı oy dördüncü soruya, yani orantılılığa yönelmiştir. Bu fark, ileride benzer davalarda hangi argümanın öne çıkarılabileceğini gösterdiği için önemlidir.

Ret yönündeki kararlar: Kurulun yaklaşımı

İdari Dava Daireleri Kurulunun 23 Eylül 2021 tarihli kararı (E.2019/2838, K.2021/1580), Altıncı Daire'nin 15. ve 15/A maddelerinin iptali istemini reddeden kararına ilişkindir. Kurul, davanın yönetmelik kuralları yönünden reddini onamış; ancak davacıların, hisselerini satış sürecinde yükleniciye sözleşmeyle bağlamış olmalarına rağmen taşınmazların maliki olmaya devam ettiğini belirterek ehliyet yönünden verilen reddi bozmuştur. Karar oybirliğiyle verilmiştir.

Çok daha yakın tarihli üç karar 27 Şubat 2025 gününde verilmiştir: E.2023/2809, K.2025/466; E.2024/2651, K.2025/467 ve E.2023/2808, K.2025/468. Bunlardan K.2025/466 sayılı dosyada, 15/A maddesinin dördüncü, altıncı ve yedinci fıkraları ile bir satış bildirimi işleminin iptali istenmiş; Altıncı Daire'nin ret kararı onanmıştır. Karar oyçokluğuyla verilmiş ve kesin olarak sonuçlanmıştır. Diğer iki karar için yalnızca künye ve tarih doğrulanabilmiştir.

K.2025/466 sayılı kararda temyiz gerekçesi kısa bir kalıba dayanır: temyize konu karar usul ve hukuka uygun bulunmuş, ileri sürülen iddialar bozma sebebi sayılmamıştır. Daire gerekçesi ise Anayasa'nın 124. maddesindeki yönetmelik yetkisini, normlar hiyerarşisini, kamu yararını ve afet riski taşıyan yapılarda işlemlerin hızla yürütülmesi gerektiği düşüncesini öne çıkarır. Başka bir deyişle ret gerekçesi, kuralın Kanun'a ve kamu yararına uygunluğu üzerinde yoğunlaşır; müdahalenin ölçülü olup olmadığı ayrı bir başlık altında tartışılmamıştır.

Karşı oy: tebligatsız satış ve orantılılık

K.2025/466 sayılı kararın karşı oyu, tartışmanın asıl düğüm noktasını gösterir. Yönetmeliğin 15/A maddesinin dördüncü fıkrası, satışın yeri ve zamanının payı satılacak malike izleyici olarak katılması için bildirileceğini, ancak bu bildirimin yapılamamış olmasının ya da malikin katılmamasının satışın geçerliliğini etkilemeyeceğini söyler. Bu hüküm bugünkü Yönetmelik metninde de yer almaktadır; mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel metinde bu cümle duruyor.

Karşı oy görüşü, bu kuralın malikin satışı izleme ve satış bedeline ya da satış işlemine karşı yargı yoluna başvurma imkânını fiilen zayıflattığını belirtir. Dayanak olarak Anayasa'nın 35. ve 36. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi gösterilmiştir. Sonuç olarak karşı oy, söz konusu cümleyi hak arama özgürlüğünü sınırlayan ve mülkiyete orantısız müdahale oluşturan bir kural olarak değerlendirmiş ve ilgili kısmın bozulmasını savunmuştur.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: karşı oy bir azınlık görüşüdür ve bağlayıcı içtihat oluşturmaz. Kararın sonucu ret ve onamadır. Ancak karşı oyun varlığı, konunun Kurul içinde tartışmasız olmadığını ve orantılılık ölçütünün Anayasa'nın 13. maddesi çerçevesinde gündeme getirilebileceğini gösterir.

İptal edilen hüküm: ortaklığın giderilmesi cümlesi

Yönetmeliğin kentsel dönüşüm uygulamasının yargı denetiminde sonuç veren örneği, 21 Haziran 2019 tarihli değişiklikle 15. maddenin birinci fıkrasına eklenen cümledir. Bu cümle, maliklerin yıkımdan sonra arsa hâline gelen taşınmazda ortaklığın giderilmesi için dava açabileceğini; dava açılmasının da üçte iki çoğunlukla alınacak karara engel olmayacağını belirtiyordu. Danıştay Altıncı Dairesi bu ibareyi iptal etmiş, İdari Dava Daireleri Kurulu da 16 Mayıs 2022 tarihli kararla (E.2022/155, K.2022/1786) iptali oyçokluğuyla onamıştır.

Kurul gerekçesinde, ortaklığın giderilmesini isteme hakkının doğrudan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndan kaynaklandığını, bu hakkın yönetmelikle verilemeyeceğini ya da kaldırılamayacağını vurgulamıştır. Ayrıca hükmün uygulamada belirsizlik yaratabileceğini ve maliklere yeni bir hak tanıyormuş gibi yorumlanabileceğini kabul etmiştir. Bu konunun ayrıntıları sitemizde ayrı bir yazıda ele alınmıştır; burada vurgulanacak husus, iptal kararının yönetmeliğin mülkiyete ilişkin alanda kanunun yerini alamayacağı ilkesine dayandığıdır.

Sonraki süreçte konu kanun düzeyine taşınmıştır. Yönetmeliğin güncel 15. maddesinin birinci fıkrası, ortaklığın giderilmesi davasının açılabileceğini ve bunun salt çoğunlukla alınan karara engel olmadığını belirtir. Yani yönetmelikteki iptal, düzenlemenin kendisini ortadan kaldırmak yerine, yasal dayanak bulma yoluna gidilmesi sonucunu doğurmuştur.

Eski metin, yeni metin: kararlar bugün ne kadar etkili?

Yukarıdaki kesinleşmiş ret kararları, Yönetmeliğin eski, üçte iki çoğunluk esasına göre kurulmuş metnine ilişkindir. Güncel metni mevzuat.gov.tr üzerinden incelediğimizde 15. ve 15/A maddelerinin 21 Mayıs 2024 tarihli Resmî Gazete'de değiştirildiğini, bazı fıkraların ayrıca 4 Şubat 2026 tarihli değişiklikle yeniden düzenlendiğini görüyoruz. Bugün geçerli olan eşik, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğudur.

Bu nedenle eski metne ilişkin ret kararlarının güncel metin için doğrudan bağlayıcı olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak benzer kuralların yeni metinde de yer alması, mahkemelerin benzer gerekçelere başvurabileceği ihtimalini canlı tutar. Tebligat yapılamamasının satışı geçersiz kılmayacağı cümlesi, güncel 15/A maddesinin dördüncü fıkrasında hâlâ bulunmaktadır.

İdari davalarda zaman unsuru da belirleyicidir. Düzenleyici işleme karşı iptal davası, işlemin ilanından itibaren altmış gün içinde açılabilir; bunun yanında düzenlemeye dayanan bir uygulama işlemiyle birlikte ya da o işleme karşı dava açıldığında da yönetmelik kuralının hukuka aykırılığı ileri sürülebilir. Süresi geçmiş dava, esasa girilmeden reddedilebilir. Bu nedenle bireysel satış işlemine karşı açılan davalarda yönetmelik kuralının hukuka uygunluğu da dolaylı olarak tartışılabilir.

Yeni bir iptal: 15/B maddesi ve Sekizinci Daire kararı

Güncel Yönetmelik metni, Danıştay Sekizinci Dairesinin 2 Haziran 2026 tarihli ve E.2024/5003, K.2026/3501 sayılı kararıyla 15/B maddesinden bazı bölümlerin iptal edildiğini göstermektedir. 15/B, kentsel dönüşüm danışmanlık ve müzakere kuruluşlarına ilişkin maddedir. İptal edilen bölümler, bu kuruluşların uyuşmazlıkların çözümüne yönelik faaliyetlerini düzenleyen ibare, cümle ve bentlerdir; danışmanlık faaliyetine ilişkin diğer hükümler metinde varlığını sürdürmektedir.

Bu bilgiyi doğrudan mevzuat.gov.tr metnindeki iptal notundan aldık; kararın tam metnine Yargı PRO'da ulaşamadığımız için iptal gerekçesini ve kararın kesinleşip kesinleşmediğini burada değerlendirmiyoruz. Kararın yürürlük ve temyiz durumu, ilgili makamlardan teyit edilmelidir.

Sık sorulan sorular

6306 Uygulama Yönetmeliği'ne karşı doğrudan dava açılabilir mi?

Yönetmelikler düzenleyici işlem olduğundan Danıştay'da iptal davasına konu edilebilir. Dava süresi ilandan itibaren altmış gündür; ayrıca uygulama işlemiyle birlikte de hukuka aykırılık ileri sürülebilir.

Danıştay Yönetmelik'in 15/A maddesini iptal etti mi?

Bu yazıda incelenen kararlarda 15 ve 15/A madde hükümlerine yönelik iptal istemleri reddedilmiştir. Yönetmelikte iptal edilen hüküm olarak doğruladığımız örnekler, 2019 tarihli ortaklığın giderilmesi cümlesi ile 15/B maddesindeki bazı bölümlerdir.

Karşı oy bağlayıcı mıdır?

Hayır. Karşı oy, kararın sonucunu değiştirmeyen azınlık görüşüdür. Ancak konuya ilişkin hukuki tartışmayı gösterir.

Eski metne ilişkin kararlar bugünkü metin için geçerli mi?

Kararlar eski metne ilişkindir. Yönetmelik 2024 ve 2026'da değiştiği için etkileri sınırlıdır; benzer kurallar sürdüğü ölçüde gerekçeler yine gündeme gelebilir.

Satışa karşı hangi yola başvurulur?

Satış işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılabilir. Süre ve şartlar somut olaya göre değişir; bu nedenle bir avukata danışılmalıdır.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.