Sorumluluğun kanuni temeli
Haksız fiil sorumluluğunun genel hükmü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesidir: kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Tazminatın kapsamı 50 ve 51. maddelerde belirlenir; hâkim, zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek takdir eder ve tazminatı durumun gereği ile kusurun ağırlığına göre belirler. 52. madde, zarar görenin kendi kusurunun ya da zararı artıran davranışının indirim sebebi olduğunu düzenler. Zarar kalemleri ise ölüm hâlinde 53, bedensel zarar hâlinde 54. maddede sayılmıştır. Manevi tazminatın dayanağı 56. maddedir. Trafik kazalarında bu genel hükümlerin üzerine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun kendi sorumluluk düzeni eklenir: 85. madde işleten ile teşebbüs sahibini müteselsilen sorumlu tutar, 90. madde zararın kapsamını Borçlar Kanunu'na bağlar, 91. madde zorunlu mali sorumluluk sigortasını emreder.
Talebin kurulması
Dört unsurun birlikte gösterilmesi gerekir: hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve fiil ile zarar arasındaki illiyet bağı. Trafik kazalarında hukuka aykırılık genellikle bir trafik kuralı ihlaliyle somutlaşır; kusur oranı kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, araç hasar durumu ve gerektiğinde keşif üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlenir. Maddi tazminatın miktarı çoğu zaman rapor alınmadan bilinemeyeceğinden dava kısmi dava olarak açılır ve rapor sonrasında HMK m.109/4 uyarınca talep artırımıyla tamamlanır; belirsiz alacak davası (HMK m.107) 7589 sayılı Kanun'la kaldırılmıştır. Manevi tazminat ise bölünemez; tek kalemde ve tam olarak istenmelidir. Faiz bakımından da ayrım vardır: haksız fiil sorumluları bakımından faiz kural olarak olay tarihinden (çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısım için ise TBK m.55'e 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkra uyarınca karar tarihinden), sigorta şirketi bakımından ise temerrüdün oluştuğu tarihten işletilir. Bu ayrım dava dilekçesinde açıkça kurulmazsa talep edilebilecek faizin bir bölümü kaybedilir.
Manevi tazminat nasıl takdir ediliyor
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2018 tarihli, 2016/609 E. ve 2018/10956 K. sayılı kararı manevi tazminatın ölçütlerini gösterir. Trafik kazasında çocuklarını kaybeden anne ve baba maddi ve manevi tazminat istemiş; yerel mahkeme babanın manevi tazminat talebini, ailesini terk ettiği, nafaka yükümlülüğünü yerine getirmediği ve zenginleşme amacıyla dava açtığı kanaatine vararak reddetmiştir. Daire hükmü davacılar lehine bozmuştur. Kararda önce Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi metni aktarılmış; ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Ardından ölçüt konulmuştur: manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla birlikte hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı; tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile olayın meydana geliş şekli birlikte gözetilerek hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Daire, babanın manevi tazminat hakkının bulunduğunu gözetmeden talebin tümüyle reddedilmesini doğru bulmamış; hâl ve şartlara uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar metni: mevzuat.adalet.gov.tr/ictihat/465557800
Davanın açılacağı mahkeme
Trafik kazasından doğan haksız fiil davası, kusurlu sürücüye, araç işletenine ve aracın bağlı olduğu teşebbüsün sahibine karşı asliye hukuk mahkemesinde açılır. Zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına yöneltilen talep ise sigorta sözleşmesinden doğduğu için ticari dava sayılır ve asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girer. Manevi tazminat bu ayrımın en görünür sonucudur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yalnızca maddi zararları karşıladığından manevi tazminat teminatın dışındadır; bu kalem sigorta şirketine yöneltilemez, yalnızca sürücü ve işletenden istenebilir. Sigorta şirketine karşı yürütülecek maddi tazminat talebi bakımından ise 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonu yolu da açıktır. Uygulamada bu nedenle çoğu dosya iki koldan yürür.
İki yıllık, on yıllık ve uzamış süreler
Genel haksız fiil zamanaşımı 6098 sayılı Kanunun 72. maddesinde düzenlenmiştir: zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu daha uzun süre uygulanır. Motorlu araç kazalarında ise özel hüküm olan 2918 sayılı Kanunun 109. maddesi geçerlidir. Birinci fıkra aynı iki yıllık ve on yıllık süreleri öngörür; ikinci fıkra ise fiilin cezayı gerektirmesi hâlinde Ceza Kanunundaki daha uzun sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağını düzenler. Uzamış ceza zamanaşımı, sürücü ile diğer sorumlular arasında ayrım yapılmaksızın hepsi için işler ve olay tarihinden itibaren başlar. Zarar ve fail bu süre dolduktan sonra öğrenilmişse öğrenmeden itibaren iki yıllık süre içinde talepte bulunulmalıdır; öğrenme yeni bir uzamış süre başlatmaz.
Antalya dosyalarında dikkat edilen noktalar
Antalya'da haksız fiil dosyalarının bir bölümü trafik dışındaki olaylardan da doğar: otel ve tatil köyü alanlarındaki düşmeler, havuz ve deniz araçlarıyla ilgili olaylar, inşaat ve tadilat alanlarındaki kazalar. Bu dosyalarda sorumluluğun haksız fiile mi, sözleşmeye mi yoksa yapı malikinin sorumluluğuna mı dayandığı baştan belirlenmelidir; çünkü hem görevli mahkeme hem de zamanaşımı buna göre değişir. Zarar görenin yabancı olduğu dosyalarda ise tedavi ve gelir belgelerinin yurt dışından temini zaman aldığından, süre hesabının belge toplama takvimiyle birlikte yapılması gerekir. MOD HUKUK, Antalya'da trafik ve sigorta hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir.
Sık sorulan sorular
Trafik kazasında tazminat davası kimlere karşı açılabilir?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85 uyarınca tazminat davası kusurlu araç sürücüsüne, araç işletenine ve aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibine müteselsilen açılabilir. Ayrıca maddi zararlar bakımından aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı da dava açılabilir veya Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir.
Trafik sigortası manevi tazminatı karşılar mı?
Hayır, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası poliçe genel şartları gereğince yalnızca bedensel zarar ve araç hasarı gibi maddi zararları teminat altına alır. Manevi tazminat talepleri sigorta kapsamı dışındadır ve sigorta şirketine yöneltilemez; bu talep yalnızca kazaya neden olan sürücüden ve araç işleteninden istenebilir.
Maddi ve manevi tazminat davalarında faiz ne zamandan itibaren işlemeye başlar?
Haksız fiillerde borçlunun temerrüdü fiilin gerçekleştiği anda doğar. Bu nedenle haksız fiil sorumluları olan sürücü ve işleten bakımından yasal faiz kural olarak kaza tarihinden itibaren işletilir. Ancak 7589 sayılı Kanunla TBK m.55'e eklenen fıkra uyarınca, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında kazancın bilinemediği döneme ilişkin kısma karar tarihinden itibaren faiz işletilir; bu düzenleme yürürlüğünden sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Zorunlu mali sorumluluk sigortacısı yönünden ise usulüne uygun başvuru sonrasında temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülür.
Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında hangi mahkeme görevlidir?
Sürücüye, işletene ve araç sahibine karşı açılacak haksız fiil davalarında asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Sigorta şirketine karşı açılan davalar ise sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ticari dava niteliğinde olduğundan asliye ticaret mahkemesinde görülür. Sigorta şirketine karşı alternatif olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna da gidilebilir.
Trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi kaç yıldır?
KTK m. 109/1 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak kaza aynı zamanda yaralama veya ölüm gibi bir ceza suçu oluşturuyorsa, KTK m. 109/2 uyarınca Ceza Kanunundaki daha uzun uzamış zamanaşımı süreleri tüm sorumlular için uygulanır.
Maddi tazminat miktarı dava açılırken tam olarak bilinmiyorsa nasıl dava açılır?
7589 sayılı Kanun ile HMK 107'deki belirsiz alacak davası kaldırıldığından, tazminat miktarı tam belirlenemeyen dosyalarda dava kısmi dava olarak açılır. Dosyaya bilirkişi veya aktüerya raporu girdikten sonra tespit edilen kesin zarar miktarı üzerinden HMK m. 109/4 uyarınca talep artırım dilekçesi verilerek dava tutarı tamamlanır.
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.