Miras Ortaklığı ve Paylaşma Sözleşmesi: TMK m. 640, 642, 676

Mirasbırakanın ölümüyle birden çok mirasçı, terekedeki bütün hak ve borçlar üzerinde elbirliğiyle hak sahibi olur ve aralarında miras ortaklığı doğar (TMK m. 640). Bu ortaklıkta mirasçılar terekeye ilişkin işlemleri kural olarak birlikte yapar; tek başına tasarruf mümkün değildir. TMK m. 642 uyarınca mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Paylaşma öncelikle mirasçıların anlaşmasıyla yapılır. TMK m. 676'da düzenlenen paylaşma sözleşmesi, mirasçıların tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetini miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürmelerini de kapsayabilir. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Sözlü olarak yapılan taksim sözleşmesi geçerli değildir; adi yazılı şekil ise yeterli sayılmaktadır.

Geçerlilik Şartları ve Sözleşmenin Sonuçları

Geçerli bir paylaşma sözleşmesinden söz edilebilmesi için üç koşul birlikte aranır. Birincisi yazılı şekle uyulmasıdır. İkincisi bütün mirasçıların sözleşmeye katılmış olmasıdır; mirasçılardan birinin dahi katılmadığı paylaşma sözleşmeleri geçersizdir. Üçüncüsü paylaşma konusu şeyin mirasbırakana ait olmasıdır; mirasbırakanın malvarlığında bulunmayan bir mal paylaşma sözleşmesine konu edilemez. Geçerli bir paylaşma sözleşmesi yapıldığında mirasçılar elbirliği hâline son vermiş olurlar. Bunun pratik sonucu şudur: taraflar artık aynı mallar bakımından ortaklığın giderilmesi davası açamazlar; sözleşme kendilerini bağlar. Bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasında davalıların taksim sözleşmesi savunması ileri sürmesi, davanın kaderini doğrudan etkiler. Paylaşmanın fiilen gerçekleşmesi de mümkündür: mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması da mirasçıları bağlar. Antalya'nın kırsal mahallelerinde tarla ve zeytinlik gibi taşınmazlarda onlarca yıl önce yapılmış el yazısı taksimnamelere sık rastlanmakta; bu belgelerde tüm mirasçıların imzasının bulunup bulunmadığı belirleyici olmaktadır.

Yargıtay Uygulaması: Eksik Katılımlı Taksim Sözleşmesi Geçersizdir

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2020 tarihli, 2016/18173 E., 2020/5458 K. sayılı kararı bu konudaki ölçütleri açıkça ortaya koymaktadır. Kararda, elbirliği mülkiyetine konu mallarda ortakların paylaşma sözleşmesi yapmış olmaları hâlinde bu sözleşmeyle elbirliği hâline son verdikleri ve artık ortaklığın giderilmesi davası açamayacakları; paylaşma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için paylaşma konusu şeyin mirasbırakana ait olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve bütün mirasçıların katılması gerektiği; bütün mirasçıların katılmadığı paylaşma sözleşmelerinin geçersiz olduğu belirtilmiştir. Somut olayda 1977 tarihli adi yazılı bir miras taksim sözleşmesine dayanılarak bir parsel yönünden ortaklığın giderilmesi talebi reddedilmişti. Daire, sözleşmede tüm mirasçıların katılımının bulunmadığını saptayarak geçerli bir taksim sözleşmesinden söz edilemeyeceğini belirtmiş ve o parsel yönünden hükmü bozmuş; diğer parsel yönünden ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin hükmü ise onamıştır. Karar, taksim sözleşmesi savunmasının tek başına yeterli olmadığını, sözleşmenin geçerlilik koşullarının ayrıca denetlendiğini göstermektedir.

Görevli Mahkeme: Ortaklığın Giderilmesinde Sulh, Geçersizlik İddiasında Asliye

Anlaşma sağlanamadığında açılan ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası, HMK m. 4 uyarınca sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Taşınmaz ortaklığının giderilmesinde yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir; bu nedenle Antalya'nın farklı ilçelerinde bulunan taşınmazlar için ayrı dosyalar açılması gerekebilir. Buna karşılık paylaşma sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil ya da miras sebebiyle istihkak istemleri malvarlığına ilişkin çekişmeli davalar olup HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesinde görülür. Miras ortaklığına temsilci atanması ise TMK m. 640/3 uyarınca sulh hukuk mahkemesinden istenir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2015 tarihli, 2015/1778 E., 2015/5614 K. sayılı kararında, miras ortaklığı temsilcisinin özel kayyım niteliğinde olduğu; temsilcinin şahsına yönelik itirazları ve ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini inceleme görevinin öncelikle vesayet makamı olan sulh mahkemesine, onun kabul etmemesi hâlinde denetim makamı olan asliye mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

Süreler: Paylaşma İstemi Süresiz, Bağlantılı Talepler Süreli

Mirasın paylaşılmasını isteme hakkı kural olarak bir süreye bağlı değildir. TMK m. 642 uyarınca mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça her zaman paylaşma isteyebilir; miras ortaklığı devam ettiği sürece bu talep ileri sürülebilir. Buna karşılık paylaşmayla bağlantılı bazı talepler süreye tabidir. Mirasta denkleştirme istemi, TMK m. 669 uyarınca mirasın paylaşılması tamamlanana kadar ileri sürülebilir; paylaşma tamamlandıktan sonra bu yol kapanır. Tenkis davası TMK m. 571'deki bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü sürelere tabidir. Paylaşma sözleşmesinin geçersizliği iddiası bakımından ise ayrım yapmak gerekir: yazılı şekle veya tüm mirasçıların katılımı koşuluna aykırılık sözleşmeyi baştan geçersiz kıldığından bu iddia süreye bağlı değildir. Buna karşılık yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlığı iddiaları Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine ve oradaki bir yıllık süreye tabidir.

Değerlendirme

Miras taksim sözleşmesi, mirasçılar arasındaki uyuşmazlığı dava açılmadan sonuçlandırabilecek en pratik araçtır; ancak geçerliliği katı koşullara bağlıdır. Yazılı şekle uyulmaması veya mirasçılardan yalnızca birinin dahi imzasının eksik olması, yıllarca geçerli sanılan bir paylaşımı sonradan tümüyle etkisiz hâle getirir. Bu nedenle sözleşme hazırlanırken mirasçılık belgesindeki tüm mirasçıların katılımı ile paylaşıma konu malların gerçekten mirasbırakana ait olduğu birlikte denetlenmelidir. MOD HUKUK, Antalya'da miras hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir.

7589 sayılı Kanunla miras ortaklığının satışla giderilmesinde yeni kural

İcra ve İflas Kanunu m. 114, 7589 sayılı Kanunla (Resmî Gazete 31.07.2026) değiştirilmiştir. Yeni ek cümleye göre tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Bu artırma usulü bir defaya mahsus olarak uygulanır.

Elektronik satış portalında verilecek tekliflere ilişkin düzenleme de değişmiştir. Birinci artırmanın sadece malik mirasçılar arasında yapıldığı durumlarda teklifler muhammen kıymetin yüzde yüzünü geçmelidir; ikinci artırmada ise muhammen kıymetin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise o miktarı ve ayrıca paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını geçmelidir.

İhale bedelini süresi içinde yatırmayan alıcıya yönelik yaptırımlar da ağırlaştırılmıştır. Ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde bedeli yatırmayan alıcının teminatı iade edilmez; satış masrafları mahsup edildikten sonra paydaşlara payları oranında ödenir. Bedeli yatırmayan paydaş ise teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında ödenir. Ayrıca en yüksek teklifi verip bedeli süresinde yatırmayan alıcıya, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilir. Kanunun geçici 1. maddesine göre bu değişiklikler, yürürlük tarihinden önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmaz.

Paylaşma sözleşmesinin sonuçları: garanti, müteselsil sorumluluk ve geçersizlik

Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır (TMK m. 676/3). Sözleşmeyle mirasçılar tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilir (m. 676/2). Bu seçenek, malın fiilen bölünmesini gerektirmeden yönetimi kolaylaştırabilir. Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmeler yazılı şekle bağlıdır; bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı payın devri sözleşmesi ise noterlikçe düzenlenmedikçe geçerli olmaz (m. 677).

Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludur; paylaşmada her birine özgülenen alacakların varlığını da garanti ederler. Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya sonradan yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (m. 679).

Bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü rıza gösterilmemiş tereke borçlarından dolayı mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Bu teselsül, paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya sonradan yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle sona erer (m. 681). Fazlasını ödeyen mirasçı diğer mirasçılara rücu edebilir (m. 682). Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümleri paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır (m. 680); mirasbırakanın katılması veya izni olmadan, henüz açılmamış bir miras hakkında yapılan sözleşmeler geçerli değildir (m. 678).

Mahkemece paylaştırma: TMK m. 642 ve m. 699 ayrımı

Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m. 642/1). Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar ve taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesiyle giderilir. Paylaşmanın derhâl yapılması paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa, sulh hâkimi mirasçılardan birinin istemi üzerine paylaşmanın ertelenmesine karar verebilir (m. 642/3).

Paylı mülkiyette paylaşma ise TMK m. 699'a göre malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirilir. Uyuşma sağlanamazsa paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerleri denk düşmezse eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar verir. Bölme uygun görülmezse açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi bütün paydaşların rızasına bağlıdır (m. 699/3).

Bu iki rejim birbirinden ayrılmalıdır: elbirliği mülkiyetinde (tereke) mirasın paylaştırılması m. 642 ile, paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi m. 699 ile ilgilidir. 7589 sayılı Kanunla İİK m. 114'e eklenen mirasçılar arası ilk artırma kuralı ise icra yoluyla yapılan satışlarda uygulanır; TMK m. 699/3'teki rıza şartıyla ilişkisi yargı kararlarıyla netleşecektir.

Sık sorulan sorular

Miras taksim sözleşmesi sözlü olarak yapılabilir mi?

Hayır, Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi uyarınca miras paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Sözlü olarak yapılan paylaşma anlaşmaları hukuken geçerli sayılmaz; ancak noter şartı aranmayıp adi yazılı şekil yeterli kabul edilmektedir.

Mirasçılardan birinin imzalamadığı taksim sözleşmesi geçerli midir?

Hayır, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarına göre geçerli bir taksim sözleşmesinin varlığı için istisnasız bütün mirasçıların katılımı şarttır. Mirasçılardan yalnızca birinin dahi imzasının eksik olması sözleşmeyi baştan itibaren bütünüyle geçersiz kılar.

Miras taksim sözleşmesi varken ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?

Tüm mirasçıların katılımıyla geçerli şekilde imzalanmış bir taksim sözleşmesi elbirliği mülkiyetine son verir. Bu nedenle geçerli bir sözleşme varken mirasçıların aynı tereke malları hakkında mahkemede ortaklığın giderilmesi davası açması hukuken mümkün değildir.

Mirasın paylaştırılması davası açmak için belirli bir süre var mıdır?

Hayır, TMK m. 642 gereğince mirasçılardan her biri, kanun veya sözleşmeyle ortaklığı sürdürme yükümlülüğü bulunmadıkça miras ortaklığı devam ettiği sürece her zaman paylaşma isteyebilir. Paylaşma istemi herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.

Miras taksim sözleşmesinin geçersizliği nerede ve hangi mahkemede dava edilir?

Ortaklığın giderilmesi davaları HMK m. 4 uyarınca sulh hukuk mahkemesinde görülür. Buna karşılık taksim sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti veya sözleşmeye dayalı tapu iptal ve tescil talepleri malvarlığına ilişkin çekişmeli davalar olduğundan HMK m. 2 gereği asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Miras taksiminde hata, hile ve korkutma halinde dava açma süresi nedir?

Şekil eksikliği veya mirasçı eksikliği sözleşmeyi baştan geçersiz kıldığı için süresiz ileri sürülebilir. Ancak yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlığı iddiaları Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabidir ve sakatlığın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık süre içinde ileri sürülmelidir.

Miras ortaklığının satışla giderilmesinde ilk artırma kimler arasında yapılır?

İİK m. 114'e 7589 sayılı Kanunla eklenen ek cümleye göre tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilirse, birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Bu usul bir defaya mahsus uygulanır.

Taksimden sonra tereke borçlarından kim sorumlu olur?

Bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından rıza gösterilmemiş tereke borçlarından mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Bu teselsül paylaşma tarihinden ya da muacceliyet tarihinden itibaren beş yıl geçmekle sona erer (TMK m. 681).

Miras payımı üçüncü kişiye devredebilir miyim?

Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payı devri sözleşmesinin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; yalnızca paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkı sağlar (TMK m. 677/2).

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.