Saklı Pay Oranları ve Tenkisin Yasal Çerçevesi: TMK m. 505-506, 560, 565

Mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası tasarruf özgürlüğü, saklı paylı mirasçıların hakkıyla sınırlıdır. TMK m. 505 uyarınca saklı paylı mirasçılar altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eştir; kardeşlerin saklı payı, 4/5/2007 tarihli 5650 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. TMK'nın "Saklı Pay" başlıklı 506. maddesinde oranlar şöyle belirlenmiştir: altsoy için yasal miras payının yarısı; ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri; sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü. Maddenin üçüncü bendi 5650 sayılı Kanun'la mülga edilmiştir. TMK m. 560 uyarınca saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler. TMK m. 565/4 ise mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğunu düzenlemektedir.

Tenkis Davasının İşleyişi ve Terditli Talepler

Tenkis davasında önce tereke hesabı yapılır: mirasbırakanın ölüm tarihindeki tüm malvarlığı ile tenkise tabi sağlararası kazandırmalar terekeye eklenir, borçlar düşülür ve tasarruf edilebilir kısım ile saklı paylar bu esas üzerinden belirlenir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği, tek bir devir üzerinden değil, terekenin bütünü gözetilerek saptanır. Dava, saklı payı zedelenen mirasçı tarafından, kazandırmadan yararlanan kişiye karşı açılır. Uygulamada tenkis talebi çoğu zaman muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle birlikte, terditli biçimde ileri sürülür. Bu iki yol arasındaki fark önemlidir: muris muvazaası iddiasında saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açabilirken, tenkis davası yalnızca saklı paylı mirasçılara tanınmıştır. Tenkis iddiası, karşı tarafın açtığı davada def'i yoluyla da ileri sürülebilir. Antalya'da mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazların ölümden yıllar önce çocuklardan birine satış görünümüyle devredildiği dosyalarda, tenkis talebinin terditli olarak ve baştan dilekçeye yazılması, hak düşürücü sürenin kaçırılmaması bakımından belirleyicidir.

Yargıtay Uygulaması: Terekenin Bütünü ve Sürenin Re'sen Gözetilmesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 11.01.2023 tarihli, 2022/3737 E., 2023/103 K. sayılı kararında, TMK m. 506 ve 565/4 hükümleri aktarıldıktan sonra, mirasbırakanın terekesinde değeri belirlenen beş taşınmaz ile değeri saptanmayan başkaca taşınmazların bulunduğu, ölünceye kadar bakma akdiyle devredilen taşınmazların sayı ve değerlerinin tüm mameleke oranı gözetildiğinde makul sınırın aşılmadığı, davacının saklı payının ihlal edilmediği gerekçesiyle davanın reddi yönündeki karar onanmıştır. Karar, saklı pay ihlalinin tek bir temlik üzerinden değil terekenin bütünü üzerinden değerlendirildiğini göstermektedir. Aynı dairenin 26.04.2016 tarihli, 2014/11323 E., 2016/5100 K. sayılı kararında, 743 sayılı Kanun'daki düzenlemenin aksine 4721 sayılı Kanun'da tenkis davasının bağlı olduğu sürelerin zamanaşımı olmaktan çıkarılıp hak düşürücü süreye dönüştürüldüğü, bu niteliği nedeniyle sürenin re'sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiş; zamanaşımı yönünden değerlendirme yapan yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 23.09.2019 tarihli, 2016/15900 E., 2019/5589 K. sayılı kararında ise ıslah yapılmadıkça ya da terditli dava açılmadıkça mirasta denkleştirme davasının kendiliğinden tenkis davasına dönüşmeyeceği vurgulanmıştır.

Görevli Mahkeme: Tenkiste Asliye Hukuk, Vasiyetnamenin Açılmasında Sulh Hukuk

Tenkis davası malvarlığına ilişkin bir dava olduğundan, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Terditli olarak ileri sürülen tapu iptali ve tescil talebi de aynı mahkemede görülür; bu nedenle tenkis ile muris muvazaasına dayalı talebin tek dilekçede birleştirilmesi usul ekonomisi bakımından yerindedir. Buna karşılık tenkise konu edilecek vasiyetnamenin sulh hâkimine teslimi TMK m. 595, açılması ve ilgililere okunması TMK m. 596 uyarınca sulh hukuk mahkemesinin işidir. Vasiyetnamenin açılması ayrı bir çekişmesiz yargı işi olup, tenkis davasının açılabilmesi için önce bu aşamanın tamamlanması gerekir. Mirasçılık belgesinin verilmesi de sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır (TMK m. 598/1; HMK m. 382/2-c). Antalya adliyesinde bu iki aşama farklı mahkemelerde yürüdüğünden, sulh hukuktaki dosyanın seyri ile asliye hukuktaki tenkis dosyasının süreleri birlikte takip edilmelidir. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında re'sen incelenir.

Süreler: TMK m. 571'deki Bir Yıl ve On Yıl

TMK'nın "Hak düşürücü süreler" başlıklı 571. maddesine göre tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar. Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen gözetilir; zamanaşımından farklı olarak durma ve kesilme söz konusu değildir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 17. maddesi gereğince mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir; bu nedenle eski tarihli ölümlerde hangi kanunun uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir. Bir yıllık sürenin başlangıcı olan "öğrenme" anı, çoğu dosyada vasiyetnamenin okunduğu duruşma tarihine bağlanmaktadır.

Değerlendirme

Tenkis davasında sonucu belirleyen iki unsur, terekenin doğru hesaplanması ve bir yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmamasıdır. Sürenin re'sen gözetilmesi, dosyaya süre def'i ileri sürülmemiş olsa bile davanın reddiyle sonuçlanabileceği anlamına gelir. Saklı payın zedelenip zedelenmediği tek bir devir üzerinden değil terekenin bütünü üzerinden saptandığından, mirasbırakanın bilinen tüm malvarlığının dava açılmadan önce çıkarılması gerekir. MOD HUKUK, Antalya'da miras hukuku alanında hukuki danışmanlık vermektedir.

Sık sorulan sorular

Kimler saklı paylı mirasçıdır ve kardeşlerin saklı payı var mıdır?

Türk Medeni Kanunu'nun 505. maddesine göre yalnızca mirasbırakanın altsoyu (çocukları ve torunları), anne ve babası ile sağ kalan eşi saklı paylı mirasçıdır. Kardeşlerin saklı pay hakkı 2007 yılında 5650 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Çocukların ve sağ kalan eşin saklı pay oranı ne kadardır?

TMK m. 506 uyarınca altsoy için saklı pay yasal miras payının yarısıdır (1/2). Sağ kalan eşin saklı payı ise altsoy veya ana-baba zümresiyle birlikte mirasçı olduğunda yasal miras payının tamamı, diğer hâllerde ise yasal payının dörtte üçüdür (3/4).

Tenkis davası açma süresi kaç yıldır?

TMK m. 571 uyarınca tenkis davası, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mirasın açıldığı tarihten itibaren on yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü nitelikte olup mahkemece kendiliğinden gözetilir.

Tenkis davası hangi mahkemede açılır?

Tenkis davası malvarlığı haklarına ilişkin bir dava olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesinde açılır. Ancak tenkise konu vasiyetnamenin açılması ve okunması sulh hukuk mahkemesinin görevindedir.

Saklı payın zedelenip zedelenmediği nasıl hesaplanır?

Saklı pay hesabı tek bir gayrimenkul veya kazandırma üzerinden yapılmaz. Mirasbırakanın vefat tarihindeki tüm aktif malvarlığı ve tenkise tabi sağlararası bağışları toplanıp borçları düşülerek net tereke bulunur ve saklı paylar bu yekûn üzerinden hesaplanır.

Tenkis süresi kaçırıldığında tenkis hakkı tamamen biter mi?

TMK m. 571'in son cümlesi uyarınca bir yıllık dava açma süresi geçmiş olsa dahi tenkis iddiası def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. Kendisine karşı tasarrufun ifası için dava açılan mirasçı, cevap dilekçesinde tenkis def'inde bulunabilir.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.