Ahde Vefa İlkesi ve İşlem Temelinin Çökmesi Kuramının Sınırı

Sözleşme hukukunun temel ilkesi ahde vefadır: taraflar kurdukları sözleşmeyle bağlıdır. Buna karşılık sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü değişiklikler edimler arasındaki dengeyi bir taraf aleyhine bozabilir. Öğreti ve uygulama bu durumda beklenmeyen hâl şartı ve işlem temelinin çökmesi kuramlarına başvurur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2025 tarihli, 2024/1255 E. ve 2025/813 K. sayılı kararında uyarlamanın, sözleşmenin içeriğinin yani tarafların hak ve borçlarının değiştirilmesi olduğu belirtilmiştir. Aynı kararda kritik bir sınır çizilir: işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir. Öngörülebilir bir risk, sözleşmeyi imzalayan tarafın üstlendiği risktir.

TBK 138'in Aradığı Üç Koşul ve İhtirazi Kayıt Meselesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşırı ifa güçlüğü" başlıklı 138. maddesi bu kuramı yasal düzenlemeye kavuşturmuştur. Maddeye göre sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilir; bu mümkün değilse sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu kural olarak dönme yerine fesih hakkını kullanır. Son fıkra hükmün yabancı para borçlarında da uygulanacağını söyler. Yargıtay bu koşulları üç başlıkta toplar: olağanüstü durumun öngörülmemiş ve borçludan kaynaklanmayan bir sebeple sonradan ortaya çıkmış olması; ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine ağırlaştırması; borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş ya da haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması. Üçüncü koşul, ihtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemelerin talebi zayıflatması sonucunu doğurur.

Kur Artışı ve Pandemi Savunması Yargıtay Önünde Nasıl Karşılandı?

Anılan kararın konusu, aylık on altı bin euro bedelle kiralanan sanayi tesisidir. Kiracı şirket, pandemi kaynaklı ekonomik sıkıntıyı ve döviz kurundaki sürekli artışı ileri sürerek kira bedelinin Türk lirası olarak yeniden belirlenmesini, kabul edilmezse bedelin yarıya indirilmesini, uyarlama mümkün değilse sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü nedeniyle feshini istemiştir. Mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak salgın sürecinde davacının iş hacminde kayda değer düşüş oluşmadığını, ülkedeki ekonomik istikrarsızlığın ve Türk parasının değer kaybının davacı tarafından tahmin edilebilecek bir durum olduğunu, dolayısıyla işlem temelinin çökmediğini belirterek davayı reddetmiştir. Ayrıca sözleşmede kiracıya tek taraflı fesih hakkı tanınmışken bu hakkı kullanmak yerine dava yoluyla aynı sonuca ulaşmaya çalışmanın mümkün olmadığı vurgulanmıştır. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Yargıtay kararı onamıştır. Sonuç davacı kiracı aleyhinedir ve kur artışının tek başına uyarlama sebebi sayılmadığını gösterir.

Uyarlama Davasında Görevli Mahkeme ve Arabuluculuğun Kapsamı

Görevli mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir sözleşmede uyarlama isteniyorsa TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kira ilişkisinden doğan uyarlama istemleri sulh hukuk mahkemesinde görülür; yukarıda anılan dosyada da dava sulh hukuk mahkemesinde açılmıştır. Taraflardan biri tüketici sıfatı taşıyor ve ortada tüketici işlemi varsa, 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici mahkemesi görevlidir. Arabuluculuk kapsamı da uyuşmazlığın türüne bağlıdır. Uyarlama istemi inşai bir talep olduğundan TTK'nın 5/A maddesindeki para alacağı sayımına girmez. Buna karşılık 6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi hariç olmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuğa tabi tutmuştur.

Uyarlamanın Etki Anı, Fesih Seçeneği ve Alacaklarda Zamanaşımı

Uyarlama davası inşai nitelik taşır; mahkeme kararıyla sözleşmenin içeriği ileriye etkili olarak değiştirilir. Bu nedenle talebin ne zaman ileri sürüldüğü sonucu doğrudan etkiler. Borcunu ihtirazi kayıt koymadan tam olarak ifa etmiş borçlunun uyarlama istemesi, 138. maddedeki üçüncü koşul karşısında güçleşir. Özel hükümler saklıdır. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde TBK'nın 480. maddesinin ikinci fıkrası, başlangıçta öngörülemeyen ya da öngörülüp de göz önünde tutulmayan durumlar eserin yapılmasını engeller veya son derece güçleştirirse yükleniciye uyarlama isteme, bu mümkün değilse dönme hakkı tanır. Kira bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığı hâllerde TBK'nın 344. maddesi beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacağını söyler; ancak aynı fıkra 138. maddeyi açıkça saklı tutar. Uyarlama sonucu doğan iade veya fark alacaklarında borçlar hukukunun genel zamanaşımı kuralları uygulanır.

Ticari Sözleşmelerde Uyarlama Talebinde Antalya'da Hukuki Değerlendirme

Uyarlama dosyalarında sonucu belirleyen şey, ekonomik göstergelerin genel seyri değil, o sözleşmeye özgü dengenin bozulduğunun sayısal olarak ortaya konmasıdır. Talep sahibi tarafında yapılması gereken; sözleşmenin kurulduğu andaki maliyet yapısını, ciro ve kârlılık verilerini, kur ile maliyet arasındaki ilişkiyi ve riskin kimde olduğunu belgelemek, ödemeleri ihtirazi kayıtla yapmak ve talebi geciktirmemektir. Karşı tarafta ise değişikliğin öngörülebilir olduğu, sözleşmede kur riskinin açıkça üstlenildiği ve fesih gibi başka bir sözleşmesel imkânın bulunduğu savunmaları öne çıkar. MOD HUKUK, Antalya'da ticari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Sık sorulan sorular

Sözleşmenin uyarlanması (TBK 138) davası hangi hâllerde açılabilir?

Sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan sebeple ortaya çıkması ve ifanın talep edilmesini dürüstlük kuralına aykırı kılacak derecede güçleştirmesi hâlinde açılır. Borçlunun borcu henüz ödememiş veya haklarını saklı tutarak (ihtirazi kayıtla) ödemiş olması gerekir.

Döviz kurundaki yükseliş tek başına sözleşmenin uyarlanması sebebi midir?

Yargıtay içtihatlarına göre döviz kurundaki artışlar ve genel ekonomik dalgalanmalar basiretli tacir veya borçlu bakımından öngörülebilir risk kapsamında değerlendirilir. Sözleşmede kur riski üstlenilmişse veya işletmenin mali dengesinin çöktüğü somut delillerle kanıtlanamazsa yalnızca kur artışına dayanılarak uyarlama yapılamaz.

İhtirazi kayıt koymadan ödeme yapan borçlu uyarlama davası açabilir mi?

TBK m. 138'in aradığı üçüncü koşul borcun ifa edilmemiş veya ihtirazi kayıtla ifa edilmiş olmasıdır. Çekince koymaksızın borcunu tam olarak ödemiş olan tarafın geriye dönük uyarlama talep etmesi hakkın kötüye kullanılması sayılır ve talep mahkemece reddedilir.

Kira sözleşmesinde uyarlama davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mudur?

6325 sayılı Kanun'un 18/B maddesi uyarınca kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuğa tabidir. Kira bedelinin yeni koşullara uyarlanması talebiyle sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.

Sözleşmenin uyarlanması davasında hangi mahkeme görevlidir?

Görev uyuşmazlığın taraflarına ve sözleşmenin niteliğine göre değişir. Tarafların tacir olduğu ticari sözleşmelerde asliye ticaret mahkemesi, kira sözleşmelerinde sulh hukuk mahkemesi, tüketici sözleşmelerinde ise tüketici mahkemesi görevlidir.

Mahkeme sözleşmeyi uyarlayamazsa sözleşmeden dönülebilir mi?

TBK m. 138 uyarınca hâkim tarafından sözleşmenin yeni şartlara uyarlanması mümkün olmazsa borçlu sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Kira gibi sürekli edimli sözleşmelerde ise dönme hakkı kural olarak sözleşmenin feshi sonucunu doğurur.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.