Teklif Nedir, Hangi Fonları Kapsıyor?

AK Parti milletvekillerinin 9 Ekim 2026'da TBMM Başkanlığına sunduğu "Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi" dokuz maddeden oluşuyor. Esas komisyon Plan ve Bütçe Komisyonu, tali komisyonlar Adalet Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonudur. TBMM kayıt sayfasında teklifin son durumu bu yazının hazırlandığı sırada "Komisyonda" olarak görünüyor; 14 Ekim 2026 tarihli bir haber teklifin Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildiğini bildiriyor. Komisyonda metnin değişip değişmediği haberde belirtilmiyor. Bu yazı sunulan teklif metnine dayanır; yazıdaki madde numaraları 27 Ekim 2026'da yayımlanan 7596 sayılı Kanunun maddeleriyle örtüşmektedir, kesin ifade için Kanun metnine bakılmalıdır.

Kapsam dardır. Kanun, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 128 uyarınca SPK'nın 17/9/2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından, kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanlara uygulanır (m. 1/1, m. 2/b). Diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmaz (m. 1/2). Yürürlük maddesi, kanunun 17/9/2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmesini öngörüyor (m. 8). Genel gerekçe, düzenlemenin kamu bütçesine mali yük getirmediğini, ödemelerin yalnızca fonların tasfiye malvarlığı ile geri kazanılan, tahsil edilen veya iade edilen tutarlardan karşılanacağını belirtiyor.

Fon Pay Sahibi Kim Sayılır?

Teklif, ödeme alacak kişiyi tek bir kuruma ait kayda göre belirlemiyor. Fon pay sahibi, MKK ve tasfiye ile görevli kuruluş kayıtlarının mutabakatı sonucunda ilgili fonun tasfiye bakiyesinden ödeme alma hakkı bulunduğu tespit edilen katılma payı sahibidir (m. 2/c). Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtlarıyla mutabakat sağlanarak fon ve hesap bazında tespit edilir (m. 3/5). Bu nedenle yatırımcının kendi dekontlarını ve hesap ekstrelerini saklaması önem taşır.

Önemli bir istisna var. 6362 sayılı Kanunun 104, 106 veya 107. maddelerinde düzenlenen fiillerin tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından, bu fonlarla birlikte hareket edilerek veya fonların iştirakiyle işlendiği ve bu fiilleri işlediği ya da bunlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmaz (m. 3/6). Genel gerekçe, hukuka aykırı fiillere katılan kişilerin yatırımcıları korumak için kurulan sistemden yararlanmasının önlenmesini amaçladığını söylüyor.

Net Yatırım Tutarı ve Ara Ödeme Nasıl Hesaplanacak?

Nakde çevrilen fon malvarlığı, bütün pay sahiplerine tasfiye kararından bir önceki gün sonu birim pay fiyatı üzerinden hesaplanan tutarı ödemeye yetmezse, ödemelerde net yatırım tutarı esas alınacak (m. 4/1). Net yatırım tutarı, yatırımcının fona fiilen yaptığı her nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar TÜFE ile yurt içi Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla (kıstelyevm usulüyle) güncellenmesi, çıkışların ilk giren ilk çıkar esasıyla girişlerden düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanır. Gerekçeye göre bu tutar yatırımcının nihai alacağının yerine geçen bir tazminat hesabı değildir; nakit yetersiz olduğu aşamada ödeme için bir üst sınır ve dağıtım ölçütüdür.

Ara ödeme kuralı şöyle: Kurulca belirlenen fonlarda net yatırım tutarı 1.000.000 TL'nin altında olan yatırımcılar için bu tutar, 1.000.000 TL ve üzerinde olanlar için en fazla 1.000.000 TL ara ödeme yapılabilir; ara ödeme, endeksleme uygulanmaksızın bulunan net yatırım tutarını geçemez. Para piyasası fonları hariç, ara ödeme tutarı yatırımcının hesabındaki katılma payı toplam değerini de aşamaz (m. 4/2). Metin "ilgili fonun tasfiye malvarlığından" ödemeyi öngördüğü için sınırın fon bazında uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıydı. SPK'nın 27 Ekim 2026 tarihli 76/1903 sayılı kararı (Bülten 2026/76, madde 6) bunu netleştirmiştir: fon bazında yapılacak ara ödeme tutarı endekslemesiz net yatırım tutarını ve 1 milyon TL'yi aşamaz. Genel gerekçedeki "kişi başına azami 1.000.000 TL" ifadesi bu nedenle birden fazla fonda payı olan yatırımcı için fon bazında uygulanır.

Dağıtılabilir nakit bu tutarlara yetmezse Kurul, net yatırım tutarı en düşük olan fon pay sahibinden başlayarak ödeme yapılmasına ve/veya herkes için asgari bir ara ödeme tutarı belirlenmesine karar verebilir (m. 4/3). Ara ödeme karşılığında katılma payı iadesi yapılmaz; paylar nihai tasfiye ödemelerinde iade edilir. Nihai ödemede, tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir (m. 4/5).

İsteğe Bağlı İade: Gönüllü Geri Ödeme

Kanun iki ayrı gönüllü iade mekanizması getiriyor. Birincisi, gerçeğe aykırı oluşan değerler üzerinden katılma paylarını tasfiye tarihine kadar fona iade ederek ödeme almış kişilerin, girişlerinin tasfiye tarihine kadar TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulüyle uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiriyi, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edebilmesidir. İkincisi, fon portföyünde yer alan ve fiyatları gerçeğe aykırı oluştuğu Kurulca tespit edilen paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde alım maliyetinin TÜFE ile Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulüyle uygulanarak bulunacak tutarı aşan kısmının genel hisse iade hesabına iadesidir (m. 4/4). Hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntemin ve diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkilidir.

Gerekçe, bu iadenin ilgilinin hukuki veya cezai sorumluluğu hakkında sonuç doğuran bir af veya ibra olmadığını, ilgili mevzuat hükümlerinin saklı olduğunu ve iadenin borç ikrarı ya da sorumluluk kabulü anlamına gelmediğini belirtiyor.

Zararın Tahsili: Portföy Şirketi, TMSF ve Geri Kazanım Hesabı

Teklifin ikinci ayağı, fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin geri kazanılmasıdır. Mevzuata aykırı olarak ya da şeklen mevzuata uygun görünse bile fon yararına gerçek bir ekonomik amacı bulunmayan karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle (kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo gibi) ilişkili taraflar, hâkim ortaklar, yöneticiler ve üçüncü kişiler lehine çıkarılan değerler, fon malvarlığından hukuka aykırı çıkarılmış sayılır (m. 5/1). Zarardan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi portföy yönetim şirketi sorumludur. Tutar bu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemezse ya da edilemeyeceği açıkça belliyse, zarara uğratılmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile birlikte hareket edenler şahsen sorumlu olur; görevden ayrılmış olmak bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz (m. 5/2).

Kurul fon bazında zarar tutarını ve sorumluları belirleyip TMSF'ye bildirir. TMSF, 6183 sayılı Kanun hükümleriyle birlikte 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ilgili maddelerini uygulayarak takip ve tahsil işlemlerini yürütür; bu kapsamda açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkilidir (m. 5/3-4). Ceza soruşturmalarında CMK m. 128 uyarınca elkonulan değerlerden fona iadesi mümkün olanlar CMK m. 131 uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına iade edilir; TMSF gerektiğinde kayyım olarak malvarlığını dava sonucunu beklemeden satabilir; müsadere edilen ve fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerler Hazineye gelir kaydedilmeden fona veya geri kazanım hesabına aktarılır (m. 6/1-3). Geri kazanım hesabı TMSF'nin malvarlığından ayrı ve fon bazında tutulur; bu hesaptaki tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve pay sahiplerine ödeme için kullanılabilir, teminat gösterilemez, kamu alacakları için dahi haczedilemez (m. 6/4-5). Nihai dağıtım dışında, Kurulca belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalan ödemeler yatırımcı adına izlenip sonraki dağıtımlara eklenir (m. 6/6).

Yatırımcı Şimdi Ne Yapmalı?

Öncelikle şunu bilmek gerekir: Kanun yürürlüktedir ve SPK usul ve esasları 27 Ekim 2026 tarihli, 76/1903 sayılı kararla (Bülten 2026/76) belirlenmiştir; ancak kesin bir ödeme günü açıklanmamıştır. Ödemeler tasfiye malvarlığındaki nakde ve Kurul kararlarına bağlıdır.

Yatırımcının bugün yapabilecekleri şunlardır: fon kodunu ve pay adedini hesap ekstresinden kaydetmek; fona yapılan her giriş ve çıkışın dekontunu, tarih ve tutarıyla saklamak, çünkü net yatırım tutarı bu hareketlere göre hesaplanacak; ödemeleri alan hesabın doğru aracı kurum ya da bankada olduğunu kontrol etmek; SPK, MKK ve tasfiyeyi yürüten kuruluşun duyurularını izlemek; ara ödeme veya iade için sizden ücret, hesap şifresi ya da kimlik bilgisi isteyenlere itibar etmemek.

Teklif, yatırımcının kendi zararı için portföy yönetim şirketine, saklayıcıya veya fonu pazarlayan kuruluşa karşı genel hükümlere göre tazminat ve şikâyet yoluna başvurmasını kaldıran bir hüküm içermiyor. Nihai ödemede diğer hukuki yollardan yapılmış ödemelerin mahsup edileceği öngörülüyor (m. 4/5). Süreleri kaçırmamak için tazminat ve idareye başvuru sürelerinin zararı öğrenme tarihinden işlediğini unutmayın.

22 Ekim 2026 güncellemesi: Genel Kurul görüşmeleri

Haberlere göre teklif 21 Ekim 2026'da TBMM Genel Kurulunda görüşüldü ve birinci bölümdeki beş madde 22 Ekim 2026'ya geçen gece kabul edildi. Kabul edilen önergeye göre, 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş ancak fonun temerrüdü ya da katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleşmeyen talimatları bulunan ve payları bloke edilen (PBLK) yatırımcılar, fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye hükümlerine tabi olacak. Yani bu yatırımcılara ayrı bir ödeme önceliği tanınmıyor.

Haberlerde ayrıca ara ödemenin net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altındakiler için o tutar kadar, üzerindekiler için en çok 1 milyon TL olarak kabul edilen maddelerde yer aldığı, hükümden doğacak davalarda İstanbul idare mahkemelerinin yetkili olacağı aktarılıyor. Teklif sonradan kabul edilmiş ve 7596 sayılı Kanun olarak 27 Ekim 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. PBLK ve geriye yürürlük tartışması için bkz. ilgili yazı.

Tasfiye varlıkları ucuza satılmasın diye teklif ne öngörüyor?

Kanunun 3. maddesinin ikinci fıkrası, tasfiyeyi yürüten kuruluşlardan yatırımcı menfaatini, varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değeri elde etmek için gerekli özeni göstermesini istiyor. Borsada oluşan fiyatın varlığın gerçek değerini yansıtmadığı ya da tasfiyeyi geciktireceği Kurulca belirlenirse geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi ve geçici farklı fiyat marjı gibi yöntemlere karar verilebiliyor. Kurul, tasfiyeyi yürüten kuruluşların talebi üzerine varlıkların Borsa dışında satışına da onay verebilir. Bu satışlarda Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerindeki kısıtlamalar uygulanmaz.

Madde gerekçesi bunu bir örnekle açıklıyor: likiditesi son derece düşük bir payın kısa sürede piyasaya yoğun biçimde satılması fiyatı daha da düşürüp yatırımcı zararını büyütebilir. Bu durumda Kurul kontrollü bir satış yöntemi ya da Borsa dışı satışa izin verebilecek. Satın alanların belirli bir süre bu varlıkları Borsada satamayacağına karar verilebilmesi de aynı amaca hizmet ediyor; amaç, özel yöntemle yapılan satışın hemen ardından piyasaya satış yapılarak etkisiz bırakılmasını önlemek.

22 Ekim 2026 tarihli eğitim programının üçüncü kişi özetine göre konuşmacılardan biri de bu hükmü şöyle aktardı: varlıkların acele edilip ucuza elden çıkarılmaması, değerinden satılabilmesi için SPK'ya ve ilgili kuruluşlara yetki veriliyor. Bu anlatım panelde ifade edilmiş bir yorumdur; bağlayıcı olan teklif metnidir. Yatırımcı açısından sonuç şudur: satış yöntemi ve hızı Kurulun kararlarına bağlı olacağı için ödeme takvimi de bu kararlara göre şekillenecek. Tasfiye tamamlandıktan sonra gelen tahsilatlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak biçimde geri kazanım hesabına aktarılacak (m. 3/3).

Gönüllü iade etkin pişmanlıkla aynı şey midir?

Kanunun 4. maddesinin dördüncü fıkrasındaki iade isteğe bağlıdır ve gerekçeye göre bir af ya da ibra mekanizması değildir. İlgili mevzuat hükümleri saklıdır; iade borç ikrarı veya sorumluluk kabulü anlamına gelmez. Buna karşılık 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu bazı suçlar için etkin pişmanlık kuralı içerir. 107. maddenin üçüncü fıkrasına göre piyasa dolandırıcılığının birinci fıkradaki hâlini işleyen kişi, beş yüz bin liradan az olmamak üzere elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazineye öderse, soruşturma başlamadan önce ödediğinde hakkında cezaya hükmolunmaz; soruşturma evresinde ödediğinde ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediğinde üçte bir oranında indirilir. 110. maddenin üçüncü fıkrası güveni kötüye kullanmanın bazı hâlleri için benzer bir mekanizma içerir.

İki düzenleme arasındaki fark açıktır. Etkin pişmanlıkta ödeme Hazineye yapılır ve ceza hukuku sonucu doğurur; teklifteki iade ise Kurulca ilan edilen hesaplara yapılır, fon yatırımcılarına dağıtılacak havuzu büyütmeyi amaçlar ve gerekçeye göre ceza ya da sorumluluk bakımından bir güvence vermez. Panelde de bu ayrım vurgulandı: konuşmacılara göre gönüllü iade etkin pişmanlık değildir, iade eden kişiyi herhangi bir cezadan veya idari yaptırımdan koruyan bir yanı yoktur ve uygulama SPK'nın alt düzenlemeleriyle netleşecektir. Bu değerlendirmeler panelde ifade edilmiştir.

Sonuç olarak iade etmeyi düşünen kişi bakımından hukuki sonuçlar ayrıca ve somut olayda değerlendirilmelidir. Teklif bu konuda bir güvence vaat etmiyor.

Benzer bir düzenleme daha önce yapılmış mıydı? 5667 sayılı Kanun

Panelde, Türkiye'deki benzer bir olay olarak bir bankanın faaliyet izninin kaldırılması süreci emsal diye anıldı. Bu olayla ilgili olarak resmî metinden doğrulayabildiğimiz hüküm, 5667 sayılı Kanundur. Kanun, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 3/7/2003 tarihli ve 1085 sayılı kararıyla bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan Türkiye İmar Bankası tarafından, karşılığında Devlet iç borçlanma senedi bulunmamasına rağmen senet satışı adı altında toplanan tutarların, başvuru hâlinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu aracılığıyla ödenmesini düzenliyor (m. 1). Kanun ayrıca bu tutarlar nedeniyle idari yargıda açılmış davalara ilişkin kararların icra takibine konu edilmesi hâlinde vekâlet ücretinin tarifede belirtilen tutar olarak uygulanmasını (m. 2/2), hak sahibi olmayanlara ve banka yöneticileri ile ortaklarına ödeme yapılmamasını (m. 3), bazı kişilerin malvarlığı üzerinde tedbir kararı verilebilmesini ve ödemelerin 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde takibini (m. 4) içeriyor.

Yapısal benzerlik dikkat çekicidir: hak sahipliği için kayıtlara dayanılması, belirli kişilere ödeme yapılmaması, malvarlığına tedbir ve tahsilatın kamu alacağı usulüyle yürütülmesi bu teklifte de görülüyor. Ancak iki olay aynı değildir; 5667 sayılı Kanun mevduat benzeri tutarlara ilişkindir, bu teklif ise yatırım fonu pay sahiplerine. Panelde aktarılan sayısal ayrıntılar (toplanan mevduat tutarı, dava sayısı, ödemenin kaç ay sonra yapıldığı) ile eski içtihada ilişkin değerlendirmeler tarafımızca resmî kaynakla doğrulanamamıştır; bunlar yalnızca panelde ifade edilmiş görüşlerdir.

Güncelleme notu

2/3939 esas numaralı kanun teklifi 22 Ekim 2026'da kabul edilerek 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8). Kanun hükümlerine yapılan atıflar için yayımlanan metne bakılmalıdır; yazıda 'teklif' sözcüğü geçen yerler kanunlaşmadan önceki aşamaya ilişkin anlatımı gösterir.

Sık sorulan sorular

Bu teklif kanunlaştı mı?

Kanun 22 Ekim 2026'da kabul edildi ve 7596 sayısıyla 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8).

1 milyon TL ara ödeme herkese verilecek mi?

Kanuna göre Kurulca belirlenen fonlarda net yatırım tutarı 1 milyon TL'nin altında olana bu tutar, üzerinde olana en fazla 1 milyon TL ödenebilir. Ödeme, tasfiye malvarlığındaki nakde ve Kurulun belirleyeceği sıraya bağlıdır; nakit yetmezse net yatırım tutarı en düşük olandan başlanabilir (m. 4/2-3).

Ara ödeme aldıktan sonra tazminat davası açabilir miyim?

Teklif metninde ara ödemeyi dava hakkından vazgeçmeye bağlayan bir hüküm yok. Nihai ödemede daha önce yapılan ödemeler mahsup edilir (m. 4/5). Bir belge imzalamanız istenirse feragat ya da ibra içeren ifadelere dikkat edin.

Fona yatırımım nasıl hesaplanacak?

Net yatırım tutarı; fona yaptığınız nakit girişlerin ve çıkışların TÜFE ile Yİ-ÜFE'nin aritmetik ortalamasıyla güncellenmesi, çıkışların ilk giren ilk çıkar esasıyla düşülmesi sonucu MKK tarafından hesaplanacak (m. 4/1). Bu yüzden dekontlarınızı saklayın.

Teklif bütün fonlara mı uygulanacak, listede olmayan fon ne olur?

Hayır. Kanuna göre kanun yalnızca SPK'nın 17/9/2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlara uygulanır; diğer fonlar için genel ya da sürekli bir rejim kurmaz (m. 1/2, m. 2/b). Panelde, listede yer almayan bir fonda da temerrüt yaşanmışsa o fonun bu kanuna tabi olmayacağı, genel tasfiye hükümlerine göre ilerleyeceği ifade edildi. Fonunuzun listede olup olmadığını SPK Bülteninden ve fon unvanınızdan kontrol edin; bültende fon kodları değil unvanlar yer aldığı için kodu TEFAS'tan eşleştirmek gerekebilir.

Kanunun 7. maddesi yatırımcının avukatlık ücretini sınırlıyor mu?

Teklif metninde böyle bir hüküm görmedik. 7. maddenin birinci fıkrası, Kurul ve Yatırımcı Tazmin Merkezinin kanunun uygulanmasından doğan işler, dava ve takipler için dışarıdan avukatlık, muhasebe ve yazılım hizmeti alabilmesini düzenliyor. Panelde, eski bir benzer düzenlemede vekâlet ücretlerinin indirildiğine dikkat çekildi ve bu hükmün o açıdan izlenmesi gerektiği söylendi; bu anlatım teklif metniyle doğrulanamadı. Yatırımcının kendi avukatına ödeyeceği ücret, teklif metninden değil avukatlık sözleşmesinden doğar.

Gönüllü iade yapmazsam hakkımda işlem yapılır mı?

Teklifteki iade isteğe bağlıdır; iade etmemek tek başına teklif metninde bir yaptırıma bağlanmamıştır. Panelde, yetkililerin açıklamalarından iade etmeyenler hakkında inceleme yapılacağı ve suça iştirak tespit edilirse dosyanın savcılığa gideceği anlaşıldığı aktarıldı. Bu, panelde ifade edilen bir anlatımdır. Kanuna göre 6362 sayılı Kanunun 104, 106 veya 107. maddelerindeki fiilleri işlediği Kurulca tespit edilenlere ise tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmaz (m. 3/6).

Tasfiye edilen 131 fonun listesine bakınFon kodunuzla arayın: kurucu şirket, tür ve SPK duyuruları.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.