21 Ekim Gecesi Genel Kurulda Ne Oldu?
Habere göre Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi (esas no 2/3939) 21 Ekim 2026'da TBMM Genel Kurulunda görüşüldü ve birinci bölümdeki beş madde 22 Ekim 2026'ya geçen gece kabul edildi. Kabul edilen önergeye göre, 17 Eylül 2026 ve öncesinde fon paylarını iade etmek için TEFAS'a talimat veren, ancak fonun temerrüdü ya da katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle işlemi gerçekleşmeyen ve payları bloke edilen yatırımcılar, "fon pay sahibi sıfatıyla" kanundaki tasfiye hükümlerine tabi olacak. Önergenin teklifin üçüncü maddesine verildiği aktarılıyor.
Aynı konudaki önerge, haberlere göre Plan ve Bütçe Komisyonunda PBLK'daki alacakların öncelikli ödenmesini istiyordu ve kabul edilmemişti. Genel Kurulda kabul edilen önerge ise PBLK'daki yatırımcıyı tasfiye kapsamına alıyor; yani ayrı bir öncelik tanımıyor. Muhalefet partileri önergenin geceleyin verilmesini, etki analizi yapılmamasını ve bazı yatırımcıların alacaklı konumundan çıkarılıp pay sahibi konumuna getirilmesini eleştirdi. Etkilenen yatırımcı sayısı için muhalefet milletvekillerinin verdiği rakamlar birbirinden farklı; resmî bir rakam bulamadık.
Güncel durum (27 Ekim 2026): Teklif 7596 sayılı Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. PBLK'daki yatırımcıya ilişkin hüküm kanunun 3. maddesinin beşinci fıkrasında yer alıyor.
PBLK Nedir, Tartışma Neden PBLK'da Düğümleniyor?
Yatırım fonu payının geri satışında yatırımcı TEFAS üzerinden talimat verir. Talimat eşleşip fiyatlanırsa satış bedeli yatırımcının hesabına geçer. Fon fiyat açıklamazsa ya da fiyatlanmış işlemin bedelini ödeme gününde ödemezse (temerrüt), yatırımcının payı satılmamış olarak blokaj alt hesabında, yani PBLK olarak anılan kayıtta kalır. Yatırımcının hesabında bu durumda parası değil, bloke bir payı görünür.
Tartışmanın dayanağı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 79. maddesinin birinci fıkrasıdır: sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez. Bir görüşe göre eşleşip netleşmiş satışta yatırımcı satış bedelinin alacaklısıdır ve tasfiyede ayrıca ödenmelidir. SPK ise fiyatı açıklanmamış ya da temerrüde düşülmüş işlemlerde yatırımcıyı alacaklı değil, katılma payı sahibi saymaktadır. Bu yorum farkı, kanundaki "fon pay sahibi" ifadesinin PBLK'daki yatırımcıyı da kapsayıp kapsamadığı sorusunu önemli kılıyor. Metne dayanarak kesin bir sonuç söylemek bu aşamada mümkün değil.
"Kanun Geriye Yürümez" Ne Anlama Gelir, Sınırı Nedir?
Anayasa'da kanunların geriye yürümemesini genel olarak düzenleyen bir madde yoktur. Açık yasak ceza hukukunda vardır: Anayasa'nın 38. maddesi, işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimsenin cezalandırılamayacağını söyler. Özel hukuk ve kamu hukukunda ise yasaklayıcı sınır, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesinden çıkarılan hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygı ilkeleridir. Anayasa Mahkemesi, hukuki güvenliği hukuk devletinin bir unsuru olarak ele alır: bu ilke, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2024/99, K.2024/162, 24.09.2024, § 15; karar metni AYM Kararlar Bilgi Bankasından okunmuştur). Kazanılmış haklara saygı ilkesinin kapsamı için bu yazıda ayrıca bir karar atfı verilmemiştir; bu başlık, somut dosyada güncel AYM ve Yargıtay içtihadı taranarak ele alınmalıdır.
Yani yasama organının geçmişe etkili düzenleme yapması başlı başına yasak değildir; ancak hukuki güvenlik ve kazanılmış hak ilkeleri, tamamlanmış hukuki durumlara ve kazanılmış haklara müdahalenin sınırı olarak ileri sürülür. "Kazanılmış hak" kavramının sınırı her olayda ayrıca tartışılır. Mülkiyet hakkı da (Anayasa m. 35, AİHS ek protokol m. 1) alacak niteliğindeki varlıklar bakımından ayrı bir ölçüt sunar. Sonuçta yatırımcı "kanun geriye yürümez" cümlesine dayanarak otomatik sonuç alamaz; bu cümle, somut olayda hukuki güvenlik ve kazanılmış hak denetiminin başlangıç noktasıdır.
Bu Düzenlemede Geriye Yürüme Sorusu
Kanuna göre kanun, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde (27 Ekim 2026) yürürlüğe girmiştir (m. 8); yani düzenleme baştan geçmişe dönük kurgulanmış. Soru şu: bu tarihten önce eşleşip netleşmiş işlemlerden doğan alacaklar kanun çıkmadan önce doğmuş ve tamamlanmış sayılır mı? Bir hukuk bürosu yorumunda, 14, 15 ve 16 Eylül'de eşleşen işlemlerden doğan alacakların 17 Eylül'den önce doğduğu, SPKn m. 79'un korunduğu ve Kanun metninin bu maddeye açık bir istisna getirmediği savunuluyor. Bunlar tek bir kaynağın yorumudur ve henüz bir mahkeme ya da AYM değerlendirmesi yoktur.
Karşı görüş de ciddi: Kanun, 17 Eylül 2026 kararıyla tasfiyesine karar verilen belirli fonlar için özel bir rejim kuruyor; genel bir tasfiye rejimi getirmiyor (m. 1). Kapsam ve gerekçe, olağanüstü bir fon krizinde pay sahipleri arasında eşit bir dağıtım hedefine dayandırılabilir. Bu tür özel düzenlemenin Anayasa'ya uygun olup olmadığını nihai olarak AYM belirler; sonuç belirsizdir.
Kanuna Karşı Hangi Yollar Mümkün?
Anayasa'ya aykırılık iddiası için bir kanun doğrudan "dava edilemez". Yollar şunlardır. Birincisi, Anayasa'nın 150. maddesi uyarınca yalnızca Cumhurbaşkanı, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyeler iptal davası açabilir; süre kanunun Resmî Gazete'de yayımından itibaren 60 gündür (m. 151). Yatırımcı bu yolu kendi başına kullanamaz.
İkincisi, uygulama işlemine karşı dava: SPK'nın dağıtım sırası ya da pay sahipliği tespitine ilişkin işlemleri idari yargıda tartışmaya açılabilir; Anayasa'ya aykırılık iddiası da bu davada ileri sürülür ve mahkeme ciddi bulursa dosyayı AYM'ye gönderebilir (m. 152). İdari işlemlerde dava açma süreleri kısadır; tebliğ ya da öğrenme tarihi önemlidir. Üçüncüsü, iç yollar tükendikten sonra bireysel başvuru (m. 148) mümkündür; bu yol ise ancak somut bir yargı sürecinin sonunda açılır.
Tazminat ve rücu tarafında, fonun yönetiminden sorumlu kişilere karşı genel hükümler ve ayrıca 7596 sayılı Kanunda yer alan geri kazanım mekanizması ayrı ele alınır. Bunlar için bkz. aşağıdaki ilgili yazılar. Hangi yolun uygun olduğu dosyadaki belgelere, talimat tarihine ve işlemin durumuna bağlıdır.
PBLK'daki Yatırımcı Bugün Neleri Kayda Almalı?
Hangi yolu seçeceğiniz sonradan belirlenebilir, ama kanıtlar şimdiden toplanmalıdır. Hesap ekstresinde fon kodunu, pay adedini ve PBLK ya da blokaj kaydını gösteren ekranları kaydedin. TEFAS ve aracı kurum üzerinden verdiğiniz talimatın tarih ve saatini, talimatın hangi gün eşleştiğini ve fiyatın açıklanıp açıklanmadığını belgeleyin; 17 Eylül 2026 kesiminin hangi tarafında kaldığınız önemli olacaktır. Fonun ve aracı kurumun size gönderdiği yazışmaları, tebligatları ve bildirimleri saklayın. Yayımlanan Kanun metnini (7596, RG 27.10.2026) ve SPK'nın 76/1903 sayılı usul ve esaslarını izleyin; süreler genellikle bu işlemlerin yayımı ya da size bildirimi tarihinden işler.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez; bireysel durumunuz için bir avukata dosyanızı göstermeniz gerekir.
Özel kanun, genel kanunu ne kadar geri iter: SPKn m. 79 ve Kanunun uygulama hükmü
SPKn m. 79/1'e göre sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması hâli dahil, geri alınamaz ve iptal edilemez. PBLK tartışmasında bir görüş bu hükme dayanıyor. Burada çözülmesi gereken soru, PBLK'daki talimatın bu madde anlamında bir takas talimatı sayılıp sayılmayacağıdır. Bu sorunun cevabı bu yazıda verilmiyor; hem SPK'nın hem yatırımcı tarafının yorumu henüz bir yargı kararıyla sınanmış değil.
Panelde (TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu ile TBB Eğitim Merkezi'nin 22 Ekim 2026 tarihli fon krizi eğitiminde) konuşmacılardan biri, iki kanun çatışırsa özel kanunun, ikisi de genel ya da ikisi de özelse sonraki kanunun uygulanacağını hatırlattı. Başka bir konuşmacı, SPKn'nın da yeni kanunun da özel kanun niteliğinde olduğunu, bu yüzden elde iki özel kanun bulunacağını söyledi. Aynı konuşmacıya göre yeni kanunun uygulama hükmü, SPKn, Bankacılık Kanunu ve CMK'nın kendisine aykırı hükümlerinin uygulanmayacağını söylediği için mahkemeler önünde yeni kanun daha özel sayılacak ve m. 79'a dayanmak güçleşecek. Bu aktarım panelde ifade edilen görüştür. Yayımlanan Kanunda ilgili hüküm 7. maddenin 3. fıkrasında ve 'bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 6362 sayılı Kanun, 5271 sayılı Kanun, 5411 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuatın bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır' biçiminde yazılıdır (RG 27.10.2026, 33413).
Panelde başka bir konuşmacı, asıl tartışmanın SPKn m. 79 ile yeni kanun arasındaki çatışma olmadığını, sonraki kanunun belirli fonlara özgü bir düzenleme olduğunu, dolayısıyla sorunun kanunun Anayasa'ya aykırılığı ve hukuki güvenlik ilkesi etrafında ve Anayasa Mahkemesi önünde tartışılacağını söyledi.
Geriye yürüme itirazı tek başına yeter mi, hangi argümanlarla birlikte kurulmalı
Panelde bu soruya doğrudan değinildi. Konuşmacılardan biri, kanunların zaman bakımından uygulanmasında kuralın derhal yürürlük olduğunu, geçmişe etkinin özellikle yasaklandığı alanların (başta ceza normları) bulunduğunu, finansal piyasanın düzenlenmesine ilişkin konuların bu yasak kapsamına girmediğini söyledi. Bu görüşe göre var olan bir krizi çözmek için çıkarılan kanunun krizin başladığı tarihten itibaren uygulanmasında hukuk dogmatiğinden kaynaklanan doğrudan bir sorun olmayabilir; asıl soru, getirilen çözümün gerçekten çözüm olup olmadığıdır. Aynı konuşmacı itiraz hattının yalnızca geriye yürümeye kurulmasının büyük olasılıkla kaybedileceğini de belirtti. Bu, yazının başındaki Anayasa m. 2 değerlendirmesiyle uyumlu.
Panelde kabul edilebilir görülen argümanlar şöyle sıralandı: müdahalenin ölçülülüğü (adil denge, tazminat, usul güvenceleri, iyi yönetişim, katlanılabilir zarar ve eşitlik ölçütleri), hukuki güvenlik ve kazanılmış hak, kesinleşmiş ve icra edilebilir alacağın mülk sayılması, kesinleşmeyen talimatlar için haklı beklenti. Anayasa m. 35'e göre mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. AİHS Ek 1 No.lu Protokol m. 1 de mülkiyetten yoksun bırakmayı kamu yararı ve yasada öngörülen koşullara bağlar. Panelde kanunun kanuni dayanağı ve meşru amacı bakımından sorun görülmediği, tartışmanın ölçülülükte düğümlendiği ifade edildi.
Zaman unsuruna ilişkin bir karar da var. Anayasa Mahkemesi Hüseyin Türk kararında (B. No: 2021/34421, 10/12/2024), şirkete yatırılan paranın iadesi için açılan dava sürerken yapılan kanuni düzenleme sonucu tahsil imkânının ortadan kalkmasını, Turgay Kılıç kararında (B. No: 2020/21022, 14/12/2023) belirlenen ilkelere dayanarak, Anayasa m. 35 ile bağlantılı olarak m. 40'ın ihlali saymıştır. Kararın olgusu başka bir kurumla ilgilidir; PBLK'daki yatırımcıya otomatik uygulanacağı söylenemez, ancak derdest davası olan yatırımcı bakımından incelenmeye değer bir benzerlik taşıyabilir. Benzerlik ve ayrım her dosyada ayrıca değerlendirilir.
Başka fonlarda farklı uygulama yapıldıysa eşitlik itirazı nasıl işler
Panelde bir katılımcı, tasfiyesi tamamlanan çok sayıda fonda PBLK'daki yatırımcılara öncelik tanınarak ödeme yapıldığını, buna karşılık yeni düzenlemenin aynı durumdaki yatırımcılara farklı davrandığını ileri sürdü ve bunu bir eşitsizlik olarak sundu. Rakam ve olgu katılımcının aktarımıdır; resmî bir kaynakla doğrulanmadı.
Konuşmacılardan biri bu itirazı iki yönde yanıtladı. Birincisi, yürürlük tarihi 17 Eylül 2026 olarak belirlendiği için o fonlardaki önceki ödemelerin kanuna aykırı sayılabileceğini söyledi. İkincisi, bunu idari yargıda ancak o fonda bir başkasına öncelik tanındığı için daha az ödeme alan yatırımcının ileri sürebileceğini, başkaları bakımından idari yargıda menfaat ihlali şartının bulunmadığını ve davanın reddedileceğini belirtti. Bu da eşitlik argümanının iki ayrı talebe dönüşebileceğini gösteriyor: 'beni de aynı muameleye alın' ile 'başkalarının daha iyi muamele görmesi beni zarara uğrattı'. İkisinin dayanağı, süresi ve ispatı ayrıdır.
Eşitlik ilkesine (Anayasa m. 10) aykırılık iddiası kanun hükmüne yöneliyorsa, panelde belirtildiği gibi, mahkemenin somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne götürmesi gerekir. Aynı konuşmacı, Anayasa Mahkemesi içtihadı bakımından bu yolda çok umutlu olmadığını da söyledi. Bu görüş panelde ifade edilmiştir; sonuç dosyaya ve Mahkeme'nin sonraki kararlarına göre değişir.
Güncelleme notu
2/3939 esas numaralı kanun teklifi 22 Ekim 2026'da kabul edilerek 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun olarak 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8). Kanun hükümlerine yapılan atıflar için yayımlanan metne bakılmalıdır; yazıda 'teklif' sözcüğü geçen yerler kanunlaşmadan önceki aşamaya ilişkin anlatımı gösterir.
Sık sorulan sorular
Bu düzenleme kanunlaştı mı?
Kanun 22 Ekim 2026'da kabul edildi ve 7596 sayısıyla 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı. Kanun, 17 Eylül 2026'dan geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi (m. 8).
PBLK ne demek?
TEFAS işlem blokaj alt hesabında bekleyen fon paylarını gösteren kayıttır. Fon fiyat açıklamadığında ya da fiyatlanmış işlemin bedelini ödemediğinde (temerrüt) yatırımcının payı bu kayıtta kalır.
"Kanun geriye yürümez" kuralı bu durumda yatırımcıyı korur mu?
Otomatik korumaz. Anayasa'da genel bir geriye yürüme yasağı yoktur; ceza hukuku ayrıdır. Hukuki güvenlik ve kazanılmış hak ilkeleri bir sınır sunar, ancak bu sınırın somut olayda aşılıp aşılmadığı yargı tarafından değerlendirilir ve sonuç belirsizdir.
Kanunu yatırımcı olarak doğrudan Anayasa Mahkemesine götürebilir miyim?
Hayır. İptal davasını yalnızca Anayasa'da sayılan merciler açabilir. Yatırımcı, uygulama işlemine karşı açtığı davada Anayasa'ya aykırılık iddiasını ileri sürebilir; iç yollar tükendikten sonra bireysel başvuru yapılabilir.
PBLK'da kalan paranın ödenmesi için ne zaman dava açılmalı?
Tek bir tarih yoktur. Süre, itiraz edilecek işlemin türüne ve öğrenme ya da tebliğ tarihine göre değişir. Kanun ve SPK işlemleri yayımlandıktan sonra süreleri bir avukatla birlikte belirleyin.
SPKn m. 79 takasın kesinliği PBLK'daki yatırımcıyı korur mu?
Madde, takas talimat ve işlemlerinin geri alınamaz ve iptal edilemez olduğunu söyler. PBLK'daki talimatın bu kapsama girip girmediği ve yeni kanunun özel hükmünün m. 79'u geri itip itmeyeceği tartışmalıdır. Panelde, yeni kanunun özel olduğu ve m. 79'a dayanmanın güçleşeceği görüşü dile getirildi; yargı kararı yoktur, sonuç belirsizdir.
Derdest davam varken çıkan kanun davamı etkiler mi?
Anayasa Mahkemesi, dava sürerken yapılan düzenleme nedeniyle alacağın tahsil imkânının ortadan kalktığı bazı başvurularda mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Hüseyin Türk, 10/12/2024). Bu kararın PBLK dosyasına uygulanıp uygulanamayacağı dosyadaki olgulara bağlıdır.
Eşitlik ilkesine aykırılığı kim, nerede ileri sürebilir?
Kanun hükmüne yönelik eşitlik itirazı, bir davada mahkeme aracılığıyla Anayasa Mahkemesi'ne taşınabilir. Panelde ayrıca, başka fonlarda öncelikli ödeme alanlara dayanan bir idari yargı iddiasını ancak daha az ödeme alan yatırımcının ileri sürebileceği söylendi. Sonuç dosyaya göre değişir.
Kaynaklar
- TBMM: Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi (esas no 2/3939) kayıt sayfası
- Milliyet: Tasfiye kararı verilen fonlara ilişkin kanun teklifinin ilk 5 maddesi kabul edildi
- Gazete Oksijen: Fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifinde değişiklik
- HGC Hukuk: TEFAS'ta tasfiye edilen fonlar, PBLK kaydı, takasın kesinliği ve kanun teklifi
- Sermaye Piyasası Kanunu m. 79 (6362)
- AYM Kararlar Bilgi Bankası: E.2024/99, K.2024/162 (24.09.2024; R.G. 28.11.2024, 32736)
- TBMM: 2/3939 esas numaralı kanun teklifi, teklif metni ve gerekçe (PDF)
- AYM Birinci Bölüm, Hüseyin Türk, B. No: 2021/34421, 10/12/2024 (karar metni)
- 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun (RG 27.10.2026, 33413)
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki mütalaa niteliği taşımaz.